Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?
Önce Urfa ardından da Maraş’taki okul saldırılarının ardından medya, siyasetçiler ve sosyal medyanın bir kesimi suçun kaynağını gözleri yaşartacak bir hızla tespit etti. Onlara göre okul saldırılarının sorumlusu oyunlardı. Kelli felli ve muhtemelen hayatlarında oyun oynamamış “uzmanlar” ekranlarda, gazetelerde oyunların “zararlarını” art arda sıraladı. Sosyal faktörler, psikolojik faktörler, aile, eğitim sisteminin durumu gibi suçun kaynaklarını tartışabilmek için ele alınması zorunlu faktörlerin neredeyse hiçbiri bu tartışmalarda ortada yoktu. Bu gördüğümüz yeni bir tablo değil aksine 1999 Columbine Lisesi katliamından beri süregelen bir pratik. Eskişehir’de iki yıl önce yaşanan bıçaklı/baltalı saldırının ardından da benzeri yaşanmıştı, ABD’deki çok sayıda saldırının hemen hepsinin ardından da yetkililerden suçu oyunlara atan açıklamalar gelmişti. Siyasetçiler ve medya açısından suçu oyunlara atmak; suçun gerçek kaynaklarını ele almak ve tartışmaktan hem daha kolay hem de sorumluluğu ebeveynlerden alması ile endişeli ebeveynler açısından kolayca ikna edici olabilen bir propaganda şekli. Ancak hem bilim hem de nesnel pratik söz konusu propagandanın aksini söylüyor.
Suç bilimi alanında çalışan kime sorarsanız sorun ilk söyleyecekleri şeylerden biri suçun kaynağını asla tek katmana indiremeyeceğiniz olacaktır. Ama kimin umurunda. Yaz oraya “İki fail de PUBG........
