menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO zirvesinden çıkan ders: ‘NATO dağıtılsın’ mücadelesini yükseltmek!

23 0
yesterday

Ankara’dan bir NATO zirvesi geçti!

“Geçti” diyorsak da lafın gelişi. Yoksa geçen sadece Ankara’da zirve vesilesiyle ilan edilmiş olan sıkıyönetim ve ya da OHAL gibi olağan dışı uygulamalarda bile sık görülmeyen halka yasaklanan yolların açılması, Ankaralıların belirli bölgelerde evlerinin önüne çıkmalarının bile yasaklanması gibi uygulamalar. Yoksa zirve sürecinde “NATO’ya hayır” dedikleri için gözaltına alınan dört yüzden fazla kişinin önemli bir bölümü serbest bırakılsa bile onlarca kişinin tutukluluğu devam ediyor.

Ama “güvenlik,…silahlanma” diyerek, hatta beş ay önce Münih Güvenlik  Konferansında bolca “güvenlik yokluğu”ndan yakınan NATO ülkelerinin yöneticileri, dünyayı halklar için zirve öncesine göre bile daha güvensiz hale getirecek kararlar almakta birleşmişlerdir.

Çünkü zirve sonrasında yayımlanan bildirge açıkça ve tartışılmaz biçimde bir silahlanma ve irili ufaklı savaşlara hazırlanma bildirgesidir. Hem de hiçbir gerekçeye ya da mazerete sığınmadan.

NATO’nun Ankara zirvesi bildirgesi ne söylüyor?

Nitekim zirvenin sonuç bildirgesinde merkezinde şunlar var:

Rusya Kadim düşman: Bildirge Rusya’yı “uzun vadeli tehdit” olarak gösteriyor. Ukrayna üzerinden yürütülen ve faturası her iki ülkenin emekçilerine kesilen savaşı uzatmayı amaçlıyor. Bunun için Ukrayna’ya NATO’nun 2026 ve 2027’de 70’er milyar avro vermesini karar altına alıyor. Rusya ise, hangi rejim ya da politikayı benimsemiş olmaktan bağımsız olarak “sürekli ezeli ve ebedi düşman” olarak belirlenmiş bulunmaktadır.

İran ortak düşman: ABD ve İsrail’in İran’a yönelik açtığı savaşa soğuk bakan, bırakalım savaşa doğrudan katılmayı, Avrupa’daki ABD üslerinin kullanılmasında bile sorun yaratan Avrupalı NATO üyelerini, “Öyleyse biz de NATO’dan çıkarız”la tehdit eden Trump, “İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği” ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne tam uyum” tutumunda birleştirerek zirve bildirisine koydurmayı başardı. Böylece, İran’la bir zafer anlaşması imzalamaktan umudunu kesen Trump, Ukrayna-Rusya savaşını bütün açmazları ve çözümsüzlükleriyle Avrupa’nın kucağına bırakması gibi İran ve Hürmüz Boğazı’yla ilgili devasa sorunu Avrupa’nın (elbette, Çin, Japonya ve öteki Asya ülkelerinin de) kucağına bırakmak için kapıyı arkasına kadar açmış oldu. Nitekim Trump, son haftalarda, “Bizim bölgenin petrol ve doğal gazına ihtiyacımız yok. Avrupa’nın Japonya’nın, Çin’in,…ihtiyacı var. Öyleyse onlar gelip açsınlar Hürmüz’ü” diyordu.........

© Evrensel