menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yargı eliyle siyasal şiddet ve ‘kötülüğün sıradanlığı’

25 0
22.06.2026

Felsefeci ve siyaset bilimci Hannah Arendt, 1961 yılında The New Yorker dergisinin muhabiri olarak Kudüs'e gidip Nazi savaş suçlusu Otto Adolf Eichmann’ın duruşmasını izlemiş ve Türkiyeli okurlarıyla da, “Kötülüğün Sıradanlığı, Adolf Eichmann Kudüs'te” adıyla buluşan kitap, bu gözlemlerin sonucu oluşmuştu. Eichmann, Hitler'e sunduğu "Yahudi Sorununun Nihai Çözümü" önerisiyle Holokost'un (Yahudi Soykırımı) en büyük organizatörlerindendi.

Arendt, ‘kötülüğün sıradanlığı’ vurgusuyla, birçok kez yanlış bir çıkarımla iddia edildiği gibi, Eichmann’ın yaptığı işin sıradanlığına, önemsizliğine işaret etmiyordu. Buradan hareketle onun masum olduğunu da savunmuyordu. Aksine, bir kurumda herkesin haksız olduğunu bildiği bir uygulamayı, ‘kurallar böyle’, ‘ben karar vermiyorum’, ‘herkes yapıyor’ gibi gerekçelerle uygulamasının görünürde onlar açısından bireysel sorumluluk hissini ortadan kaldırdığını, ancak asıl sorumluğun burada başladığını söylüyordu. Çünkü diyordu, ‘tehlike asıl olarak, insanların yaptıklarının sonuçlarını ahlaki açıdan değerlendirmeyi bıraktığında başlar.’

İlk duruşması 2 Temmuz 2012 tarihinde Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki görülmeye başlanan İstanbul KCK Ana Davsı ile yine ilk duruşması 10 Eylül 2012’e Silivri'de görüşmeye başlanan KCK Basın Davası’nı izlemiştik. Şimdi aynı salonlarda CHP ile bağlantılı üç davayı izliyoruz. Bu salonlara, geçtiğimiz günlerde CHP’li belediye başkanlarının aralarında olduğu sanıkların ‘Aziz İhsan Aktaş Davası’ adı altında yargılandıkları, yeni yapılan........

© Evrensel