menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Açgözlülük mü, çaresizlik mi?

22 0
24.09.2026

Borsa ve fon piyasasında son dönemde yaşanan dalgalanmalar, havada uçuşan yüksek getiri vaatleri ve ardından gelen kayıplar üzerinden yapılan yorumlar, meselenin özünü göz ardı eden sonuçlar ve yorumlara neden oluyor. Son olarak fon ve hisse senedi piyasasında yaşanan ve 20 milyar dolara (975 milyar lira) ulaşan devasa kayıplar, üretimden kopuk “sanal getiri” yanılsamasının nasıl kitlesel bir yıkıma yol açabildiğini gözler önüne serdi.

Fon krizini ve yaşanan mağduriyetleri sadece kendi durduğu yerden yorumlayanlar, meseleyi “kolay yoldan zengin olma hırsı” veya “finansal okuryazarlık eksikliği” diyerek geçiştiriyor ve faturayı doğrudan mağdurlara kesiyorlar. Oysa bu ezber ifadeler, meselenin arkadaki sınıfsal gerçeği, insanların açlık ve sefalet sınırında hayatta kalma mücadelesini gizlemekten başka bir işe yaramıyor.

Enflasyonun sabit gelirleri hızla erittiği, alım gücünün dibe vurduğu bir ekonomik yapıda; ay sonunu getirmeye çalışan milyonların küçük birikimlerini bir fon veya hisse senedinde değerlendirmek zorunda kalmasını “kolay yoldan zengin olmak” olarak değerlendirmek mümkün değil. Nitekim resmi veriler, finansal piyasaların nasıl bir sınıfsal uçurum üzerine kurulduğunu gösteriyor.

Marx’ın Kapital’in üçüncü cildinde ifade ettiği gibi; sistem, emekçinin ücretini sadece ertesi gün işe çıkabilmesini sağlayacak asgari sınırda tutar. Bugün........

© Evrensel