menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Elektrik piyasa malı değil, kamusal haktır

23 0
30.06.2026

Elektrik yalnızca teknik bir konu değildir. Evde, işte, hastanede, tarlada, okulda; yaşamın her alanında elektriğe bağımlıyız. Elektrik kesildiğinde üretim, sağlık, güvenlik ve yaşam aksar. Elektrik büyük ölçüde üretildiği anda tüketilmek zorundadır; depolama da ciddi planlama ister. Bu nedenle enerji politikası mühendislik kadar ekonomi, kamu hizmeti ve adalet meselesidir.

Türkiye’de elektrik sistemi merkezi bir anlayışla kuruldu. Büyük santrallerde üret, yüksek gerilim hatlarıyla taşı, dağıtım şebekeleriyle tüketiciye ulaştır. Bu model sanayileşmenin ve kentleşmenin ihtiyacını uzun yıllar karşıladı. Güçlü bir ulusal şebeke olmadan kentleri, sanayi bölgelerini, hastaneleri ve kamu hizmetlerini beslemek mümkün değildir.

Ancak bu üretim ve dağıtım altyapısı yıllarca kamu eliyle kuruldu; ardından özelleştirmelerle özel sektöre devredildi. Bu, yalnızca işletme modeli değişikliği değil; servet transferiydi. Çünkü değerinin çok altında bir bedelle devredilmişlerdi.

Bugün dünya başka bir yöne gidiyor. İklim krizi, fosil yakıt bağımlılığı, fiyat dalgalanmaları, savaşlar, afetler ve şebeke kırılganlıkları eski sistemin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Yeni dönemde dağıtık enerji sistemleri, mikroşebekeler, enerji adaları, depolama ve yerel üretim öne çıkıyor.

Asıl soru şudur: Bu dönüşüm yalnızca teknolojik midir, yoksa toplumsal bir fırsat mıdır? Enerjiyi yalnızca “Kaç megavat kurduk” diye tartışırsak büyük resmi kaçırırız. Sorulması gereken şudur: Enerjinin sahibi kim olacak, faydası kime dönecek, yükü kimin sırtına........

© Evrensel