İşçi sınıfı ve 1 Mayıs
Bugün 1 Mayıs. ABD’de işçilerin 8 saatlik iş günü için başlattıkları mücadelenin üzerinden tam 140; II. Enternasyonalin bu günü Uluslararası İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele Ve Dayanışma Günü ilan etmesinin üzerinden de 137 yıl geçti. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde 8 saatlik iş günü yasalara girmiş durumda. Ama fiili duruma bakıldığında yine pek çok ülkede bu yasa sermaye tarafından çiğneniyor ve işçiler ya sermaye iktidarlarının baskısıyla ya da ekonomik koşulların zorunlu hale getirdiği koşullara boyun eğerek daha uzun saatler çalışıyor, mesaiye kalıyorlar. 12 saat ve üzeri çalışma sıklıkla rastlanan bir durum. İşçi sınıfının 8 saatlik çalışma ve insanca yaşayabilecekleri bir ücret için sürekli bir mücadelenin içinde olması, hakları için her gün dişe diş bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Çünkü mücadelenin gevşediği her anda sermayenin karşı saldırısı geliyor.
Emekle sermaye arasında süren bu mücadele uluslararası ve ulusal düzeyde değişen koşullara göre inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Sosyalist bir ülkenin varlığı -1917 ve yaklaşık 1960 arası- koşullarında dünyanın emek ve sermaye dünyası -kapitalizm ve sosyalizm- olarak karşılıklı iki kutba bölündüğü koşullarda, işçi sınıfının hem haklarını alma mücadelesi nedeniyle, hem de sermayenin egemenliğini korumak için bazı sosyal hakları vermeyi zorunlu olarak kabullendiği -eğitimin, sağlığın ücretsiz, kamu sektörünün güçlü olduğu- koşullarda işçi sınıfının hakları daha geniş, mücadele ve örgütlülüğü daha yaygındı.
Ama işçi sınıfının sosyalist iktidarının, içerideki ihanet ve emperyalizmin dışarıdan kuşatmasıyla yıkılması ve Gorbaçov tarafından kapitalizme dönüşün alenen kabul edilmesi sonrasında, uluslararası sermaye ve onun devletleri tarafından işçi sınıfı ve........
