menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Resmi dezenformasyon gerçekleri gizleyemez

17 0
29.03.2026

Yakın tarihlerde iki gazeteci DW Türkçe Muhabiri Alican Uludağ ve Birgün Muhabiri İsmail Sarı ile BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in soruşturulmasına ve tutuklanmasına vesile edilen dezenformasyon yasası yeni bir yasa. 18 Ekim 2022’de Türk Ceza Kanunu’na bir madde (md. 217/A) eklendi. Haklı olarak sansür yasası olarak nitelendirilen bu madde uyarınca kaç soruşturma başlatıldığı, kaç dava açıldığı ve davaların nasıl sonuçlandığına ilişkin resmi veri ise yok. Adalet Bakanlığı bu veriyi açıklamadığı gibi soru önergelerini de cevaplamıyor. CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül tarafından 2 Aralık 2025’te verilen soru önergesi 4 aydır yanıtlanmadı.

Sansür yasası, Saray rejiminin “karartma” ihtiyacından doğdu. Yasa bilgiye dayalı gerçeklerin ortaya çıkmasını engelleme amacı taşıyordu. İktidar, yasa hazırlığını elbette bu gerçekle savunamazdı, savunmadı. İktidar, “Dijital platformlar ve sosyal medyada hızla yayılan yalan haberlerin toplumda infiale yol açabileceği”, “Kamu düzenini tehdit eden, toplumda kutuplaşmaya neden olan ve manipülatif içeriklerin kontrol altına alınması gerektiği” gibi gerekçeleri öne çıkartarak yasanın ihtiyaç olduğunu iddia etmişti.

Gazeteci, doktor, baro başkanı

Yasa ile asıl amaçlananın resmi dezenformasyonun önünü açmak, gerçek bilginin yayımlanmasını engellemek olduğu kısa bir uygulama aralığında anlaşıldı. “Aşı yetersiz” diyen doktordan 6 Şubat depreminde “devlet aczini” fotoğraflarıyla ortaya koyan, yolsuzlukları gündeme getiren gazetecilere; “İş cinayetlerinin, iş kazalarının hesabı sorulmuyor” diyen sendikacılardan, “Kuzey Suriye’de öldürülen gazetecilerin ölümüne ilişkin etkin soruşturma yürütülsün” diye İstanbul Barosu başkanı ve yöneticilerine kadar binlerce kişi “Halkı yanıltıcı........

© Evrensel