Diyanet, iyilik ve insanlık…
Dışarısı insanı üşütmeyecek kadar soğuk. Yağmur atıştırıyor. Apartmanların arasından öğle namazı ezanı yankılanıyor. Cuma vakti. Camii ağzına kadar dolu. Benim gibi son dakika gelenler yukarıda serilen hasırlar üzerinde yer buluyor.
Her haliyle; sesi, hitabeti, seçtiği konu ile olgun bir imam, cuma hutbesi okuyor. İmamın şivesinden Karadenizli olduğu belli. Konu; Avusturya, Almanya ve İsviçre üçgeninde, Diyanet’in planladığı, içinde imam yetiştirme projesi de olan külliyeydi.
Misafir imamın yaptığı konuşma, seçtiği sözcükler ve en önemlisi Türkçeyi iyi kullanmasıyla insanı etkiliyordu. İyilik üzerine yaptığı konuşmasının bir yerinde “insanlık İslamlıktan önce gelir” ifadesini kullanarak insanı şoke etti.
Bir felsefi düşüncenin ürünü olan bu ifade, o anda ve namaz sonrasında gün boyu kafamda döndü durdu. Zira bu ifadenin hayatımda farklı bir yeri vardı.
Yıllar önceydi. Bir kalkınma işbirliği projesi çerçevesinde Van’ın Ulupamir köyüne teknik yardım götürmüştük. Urartı Oteli’nde kalıyorduk. Otelden çıkıp ana cadde üzerindeki Mişmiş Kuruyemişçi’ye........
