menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AP nin Kıbrıs Politikası: Kurumsallaşmış Bir Tarafgirlik mi?

18 0
19.06.2026

Avrupa Parlamentosu (AP), Kıbrıs meselesine ilişkin veya Türkiye raporlarında Kıbrıs sorunu ndan bahsederken aldığı kararlar ve yayımladığı raporlar incelendiğinde, kendisini çoğu zaman tarafsız bir gözlemci veya çözüm sürecini kolaylaştıran bir aktör olarak değil, Rum tezlerinin savunucusu gibi konumlandırmaktadır. Özellikle 2004 yılında Rum tarafının Annan Planı’nı reddetmesine rağmen Avrupa Birliği’ne tam üye yapılmasından sonra AP’nin Kıbrıs konusundaki yaklaşımı daha da belirgin şekilde tek taraflı hale gelmiştir.

Parlamento kararlarında Kıbrıs Türklerinin kurucu ortaklık hakları, 1963–64 döneminde ortaklık cumhuriyetinin çökertilmesi, Türk toplumunun devlet kurumlarından silah zoruyla dışlanması, yıllarca maruz kaldığı izolasyonlar ve Rum tarafının çözüm süreçlerindeki rolü büyük ölçüde görmezden gelinmektedir. Buna karşılık sorumluluk sistematik biçimde Türkiye’ye yüklenmekte ve Avrupa Parlamentosu giderek kendisini Kıbrıs sorununda çözümün parametrelerini belirleyen bir otorite gibi konumlandırmaktadır.

Bu yaklaşımın en dikkat çekici yönü, tarihsel olayların seçici biçimde ele alınmasıdır. Parlamento kararlarında sürekli olarak 1974 sonrasına odaklanılırken, 1963–64 döneminde iki toplumlu ortaklık düzeninin fiilen ortadan kaldırılması ve Kıbrıs Türklerinin devlet yapısından dışlanması çoğu zaman arka planda bırakılmaktadır. Böylece Kıbrıs sorunu, anayasal ortaklığın çöküşünden kaynaklanan karmaşık bir siyasi uyuşmazlık olmaktan çıkarılarak tek boyutlu bir anlatıya indirgenmektedir

Avrupa Parlamentosu Kararlarında Sürekli Tek Taraflılık

Son yirmi yılın Avrupa Parlamentosu kararları incelendiğinde değişmeyen bazı temel kalıplar göze çarpmaktadır:

Rum yönetiminin tüm adayı temsil ettiği varsayımı sorgulanmamaktadır.

Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitlik talepleri yeterince dikkate alınmamaktadır.

Rum tarafının reddettiği çözüm planları ciddi biçimde eleştirilmemektedir.

Baskı ve eleştiriler ağırlıklı olarak Türkiye ve KKTC’ye yöneltilmektedir.

Avrupa Birliği’nin kendi politikalarının çıkmaza katkısı tartışılmamaktadır.

Özellikle Parlamento kararlarında federasyon modeli tek meşru çözüm olarak sunulurken, bu modelin yarım asırdan fazla süredir neden başarıya ulaşamadığı sorgulanmamaktadır. Bunun yerine federasyonun başarısızlığı dahi Türkiye’nin politikalarına bağlanmaktadır.

Bu yaklaşım Avrupa Parlamentosu’nun taraflardan birine yönelik eleştirel yaklaşımını korurken diğer tarafın siyasi tercihlerini ve sorumluluklarını büyük ölçüde görünmez hale getirmektedir.

1963–64 Gerçeğinin Sistematik Şekilde Görmezden Gelinmesi

Avrupa Parlamentosu kararlarının en önemli eksikliklerinden biri Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bugün sahip olduğu yapının nasıl ortaya çıktığı sorusunu ele almamasıdır.

1960 Cumhuriyeti iki eşit kurucu toplumun ortaklığına dayanıyordu. Ancak Aralık 1963 olaylarından sonra Türkler devlet kurumlarından dışlandı ve ortaklık düzeni fiilen çöktü. Bundan sonra Rum liderliği devlet aygıtı üzerinde tek başına kontrol kurdu.

Buna rağmen Avrupa Parlamentosu kararlarında sürekli olarak “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliği” vurgulanmakta, ancak bu egemenliğin iki kurucu toplumun ortaklığına dayandığı ve bu ortaklığın 1963’te fiilen sona erdiği gerçeği tartışılmamaktadır.

Dolayısıyla Parlamento, mevcut statükonun nasıl ortaya çıktığını sorgulamak yerine onu tartışılmaz bir........

© Eurovizyon