Memleket notları 2026/1: “Durum kötü! Çin’den ithalat yapamıyoruz.”
Her güz geleneksel hale getirmiş bulunduğum memleket turunun bu seneki ayağını tamamladım.
Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da başlangıç noktam Bingöl oldu.
Bıldırki (Bu kelimeyi anlamayanı doğruca Gagauz Özerk Cumhuriyeti’ne gönderirim, haberiniz olsun.) turda; Bingöl, Muş, Bitlis, Tatvan, Ahlat, Erciş, Van, Yüksekova, Hakkâri, Şırnak, Siirt, Diyarbakır ve Adıyaman rotasını takip etmiştim. Sahadaki gözlemlerime dair notlarımı da buradan paylaşmıştım.
Bu seneki güzergâhım; Bingöl, Genç, Lice, Diyarbakır, Mardin, Kızıltepe, Viranşehir, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Hatay, İskenderun ve Adana şeklinde oldu.
Gazetecilik bakımından, sahada tanınmamanın en büyük avantajı, bir bakıma ‘tebdil-i kıyafet’ gezebilmek… Böylelikle, vatandaşlarla olan sohbet ve muhabbetlerde, daha samimi ve sahici gözlem yapmak mümkün oluyor.
Bıldırki notlarımda, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizin, devam eden Terörsüz Türkiye sürecinden dolayı hayli rahatlamış olduğunu ifade etmiştim.
TERÖRDEN ÇOK ÇEKMİŞ ŞEHİRLER ŞİMDİ CIVIL CIVIL
Bu seneki gözlemim, sahanın ve ahalinin çok daha rahatlamış olduğu yönünde. Başta Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa olmak üzere, terörden çok çekmiş olan illerimizde, artık hayat geceleri de devam ediyor.
Diyarbakır’ın Gazi Caddesi, bilhassa Ulucami ve Hasan Paşa Hanı çevresi, Türkiye’nin hemen her vilayetinden gelen yerli turistlerle dolup taşıyor. Elbette yabancı turistler de yok değil.
Mardin’in, taş sanatının muhteşem örneklerini barındıran eski şehir merkezi cıvıl cıvıl… Orası da, barış ve huzurun getirdiği turizm hareketliliğinden ziyadesiyle pay alıyor.
Şanlıurfa’nın turizm nabzı, Balıklıgöl ve çevresinde atıyor. İç turizmin bereketi, burasını da fena........
