Dikkat buyurun; hangi ligde oynuyoruz?
Devletlerin gücü, büyüklüğü, kalibresi; yalnızca dünya ekonomisi sıralamasındaki yerinden veya fert başına millî gelirinden anlaşılmaz.
Bir de, anılan devletin ‘etki gücü’ vardır. Lafının, uluslararası zeminde ne kadar kale alındığı… Diplomasi masasına kimlerle oturduğu… Ve nihayet, hangi çaptaki devletlerle aşık attığı gibi ölçütlere de bakılır…
Türk Devleti, büyük imparatorlukların mirasçısıdır. Sadece Osmanlı cihan devletinin değil… En az 16 büyük devletin varisidir.
Dolayısıyla bizim uluslararası tartıdaki ağırlığımız: yalnızca ülke yüzölçümü, nüfus miktarı veya ekonomik büyüklük gibi verilerle ölçülemez.
Diyoruz ki; “Yurtta sulh, cihanda sulh!...”
İyi de, bu bir basit ‘temenna’ mı? O ‘sulh’ nasıl tahakkuk edecek?
Tamam, ABD veya Çin gibi ‘süper ağır sıklet’ değiliz. Nüfusumuz, ekonomik büyüklüğümüz, silah gücümüz ve sair ölçülebilir verilerimiz, bizi ‘orta sıklet’ ligine yerleştiriyor olabilir.
İyi de biz niye orta sıklet ülkelerle değil de süper ağır sıklet ülkelerle aşık atıyoruz?
BM’de “Dünya beşten büyüktür!..” diye haykırıyoruz. Ve sesimiz yankı buluyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sonlandırmak için barış masaları kuruyoruz; kimse çıkıp bize, “Sizin etiniz ne, budunuz ne ki, dünyanın süper güçleri arasındaki mücadelede denge ve oyun kuruculuğa soyunuyorsunuz?” diyemiyor.
Soykırımcı İsrail’in Filistin’deki katliamlarını durdurmak için uluslararası bir masa kurulmasını istiyoruz. O masayı kurduruyor ve başköşeye oturuyoruz.
ABD/İsrail ikilisinin İran’a saldırılarının durdurulması için, hem mekik diplomasisi yürütüyor, hem de kelle devletleri bir masa etrafında topluyoruz.
Son 50 senedir bizi kıskaca........
