menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Acem Tiyatrosu ikinci perde: Bab-ül Mendep

31 0
18.09.2026

ABD/İsrail-İran Savaşı’nda tuhaflıklar dizisi devam ediyor.

Başkan Trump’ın, sabahtan akşama ‘İran’ı yok edeceğiz’den, ‘savaşın sonu yakın’a evrilen söylemlerinden bahsetmiyoruz. Zira onları kanıksadık.

Giderek kabak tadı veren bu tuhaf savaş, Acem Tiyatrosu kıvamında uzatmaları oynuyor.

Tarafların duruşunu ana hatlarıyla gözden geçirirsek, tabloyu ve tarafların hâl lisanını şöylece özetleyebiliriz:

ABD: İran’ı perişan ettik, ordusu filan kalmadı, bizimle anlaşmak için yalvarıyorlar.

İran: ABD, masaya koyduğumuz taleplerimizi kabul etmediği sürece, müzakere filan yapmayacağız. Hem azıcık daha vursaydınız. Kemal Sunal’ın tokadı gibi, stres filan bırakmıyor. Hem coğrafyadaki süksemi iyice yükseltiyor.

İsrail: Ahan da böyle yaparız! Savaşı başlatır, burnuna halka taktığımız ayıyı cepheye sürer, sonra geriye çekilir, saman altından su yürütürüz. Daha bir şey görmediniz; biz bu savaşı, sonu gelmeyecek Sünnî-Şiî savaşına dönüştüreceğiz.

Suudi Arabistan: Ya sabır… Nereden başımıza sardık bu ‘ABD koruma şemsiyesini’? Şemsiye değil, sanki paratoner.

Ürdün: Şu ana kadar ölü taklidini iyi yaptık. Herkes varlığımızı unuttu bile. Allah vere de İsrail bizi darlayacak bir hamle yapmasa.

Suriye: Had bildireceğim bildirmesine de, hem dar yerde yakalandım, hem de ipin ucu puştun elinde.

Mısır: Boynumu bir çevirebilsem, ben bu Siyonistin yanına bırakmam. Allah’tan Türkiye var da durumu iyi idare ediyor.

Birleşik Arap........

© Eurovizyon