No.
Dün sabah radarıma bir film girdi. Filmin bana düşüşü, hikayesinden daha ilginçti aslında. Bu kısmı detaysız geçiyorum. Senaryoda iki ana damar beni müthiş içine çekti.
Zihnime çivilediği şu soruyla filme devam ediyordum:
Bir duygu programlanmışsa, o duygu sahte midir?
Aylar önce yazdığım Ex Machina: Bir Mülkiyetin Anatomisi yazımı okuyanlar şimdi burada çok benzer bir damar bulacaklar. Companion da çığlıklarla dolu bir hikaye. Çığlıklar bu kez de bir insana ait değil. Acı, gözyaşı, çığlık, hayal kırıklıkları bir insana ait olmayınca orada ahlaki değerler yok olup vicdani kapılar kapanıyor mu sizce? Karşındaki kanlı canlı bir insansa duygusu var, değilse zaten yapay bir varlık olduğu için üzerinde düşünmeye bile değmez. Öyle mi?
Companion’ın konusuna gelelim.
Iris, Josh’a âşık olacak şekilde tasarlanmış bir companion (Yani filmin Türkçe çevirisiyle Kusursuz Arkadaş.) Iris başlangıçta kendi doğasının farkında değil. Bir süpermarkette Josh’ın portakal reyonundaki sakarlığı sayesinde tanışıyorlar. Ardından ilişkileri başlıyor. Ama bu ilişkinin gerçeği iki tarafın bildiği bir gerçek değil. Ne olduğunu sadece Josh biliyor. Bununla da kalmayıp bir tablet üzerinden Iris’in ayarlarına erişip onu kontrol edebiliyor. Ses tonundan göz rengine, konuştuğu dilden duygusal moduna, ona bağlılık derecesine ve hatta zeka seviyesine kadar her şey Josh’ın kontrolü altında.
Iris…o sadece Josh’dan gelen komutlara göre modlanıyor. Mülkiyeti Josh’a ait. Iris’i istediği şekilde ritimleyebiliyor.
Filmdeki Josh karakterinin şahsında somutlaşan, aciz ve narsist erkeklik egosunun vardığı canavarlık boyutu, dehşeti gözümüzün içine kadar sokmuş durumda. Kendi türünde bir kadınla bir ilişki kurmayı becerememiş bir karakter. Kiraladığı ideal sevgili adayı olan Iris burada devreye giriyor. Ancak Josh’un ona bir sevgili gibi değil bir eşyadan bile daha değersiz davranan acınası bir manipülatör olduğunu görüyoruz.
Iris’in insan olmamasını bir lütuf gibi görüp ona acı çektiren dürtülere sahip bir insan. Iris’i kendi cinsel ve duygusal tatmini için kullanmakla kalmıyor yazılımını manipüle ederek hissettiği yapay sevgiyi ve kıskançlığı bile kendi çıkarı doğrultusunda bir silaha dönüştürüyor.
Bu aşk değil. Narsisizm çöplüğü.
Josh, Iris’e yaptığı tüm acımasızlıkları çok tehlikeli bir bahanenin arkasına saklıyor: Iris’in yapaylığı.
Burada durup sormak gerekiyor: Bir varlığın duygularını "yapay" ilan etmek, bizi neden o varlığın celladı........
