menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa İçin Gelecek Tasavvurları – 2

22 0
03.08.2026

İngiltere’nin stratejik aklı, Fransa’nın siyasi iradesi ve Almanya’nın ekonomik gücüs

Avrupa’nın geleceğini tartışırken İngiltere, Fransa ve Almanya’yı yalnızca kıtanın üç büyük devleti olarak değerlendirmek yeterli değildir. Bu üç ülke; tarihsel birikimleri, devlet gelenekleri, ekonomik kapasiteleri ve dünyaya bakışları bakımından birbirinden oldukça farklı üç güç anlayışını temsil etmektedir. Avrupa’nın önümüzdeki dönemde küresel sistemde nasıl bir konum elde edeceği, büyük ölçüde Londra, Paris ve Berlin’in sahip oldukları farklı güç unsurlarını ne ölçüde ortak bir gelecek tasavvurunda buluşturabileceklerine bağlı olacaktır.

İngiltere: Avrupa’nın Stratejik Aklı

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla bu denklemin dışında kaldığı düşünülebilir. Ancak coğrafya ile siyaset her zaman aynı istikamette kullanılan dinamikler değildirler. İngiltere Avrupa Birliği’nden ayrılmıştır fakat Avrupa’dan ayrılmamıştır. Kıtanın güvenliği, Rusya ile ilişkiler, NATO’nun geleceği ve ABD ile kurulacak yeni dengeler söz konusu olduğunda Londra hâlâ Avrupa’nın vazgeçilmez merkezlerinden ve stratejik akıl üreten başlıca aktörlerinden biridir.

İngiltere’yi Fransa ve Almanya’dan ayıran önemli özelliklerden biri, yüzyıllar içerisinde geliştirdiği stratejik devlet aklıdır. Bir dönem dünyanın en geniş imparatorluğunu yönetmiş olan İngiltere, bugün eski imparatorluk gücüne sahip olmasa da bu süreçte oluşan diplomatik tecrübesini, küresel ilişkiler ağını ve stratejik düşünce geleneğini önemli ölçüde korumaktadır.

Londra’nın Washington ile kurduğu özel ilişki, NATO içerisindeki konumu, nükleer caydırıcılığı, güçlü istihbarat yapılanması ve dünya finans sistemindeki yeri, İngiltere’yi Avrupa Birliği dışında olmasına rağmen Avrupa siyasetinin merkezinde tutmaktadır.

Brexit sonrasında ortaya çıkan ilginç tablo şudur: İngiltere kurumsal olarak Avrupa Birliği’nin dışında, fakat güvenlik ve jeopolitik açıdan Avrupa’nın içindedir.

Fransa’nın siyasi ve askerî iddiası

Durum tespiti yapmaya çalıştığımız üç ülke arasında Fransa farklı bir karaktere sahiptir. Paris, Avrupa’nın yalnızca ekonomik bir pazar olarak kalmasını yeterli görmediğini 2000’li yılların başından itibaren açık biçimde ortaya koymuştur. Fransız devlet geleneği, Avrupa gerektiğinde ABD’den bağımsız hareket edebilecek siyasi ve askerî bir güç merkezi olmalıdır tezini savunmaktadır.

Fransa’nın nükleer silahlara sahip olması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyeliği, güçlü savunma sanayii ve dünyanın farklı bölgelerinde askerî operasyon gerçekleştirebilme tecrübesi, Paris’e Avrupa içerisinde özel bir konum kazandırmaktadır.

Fransa’nın yıllardır dile getirdiği “Avrupa’nın stratejik özerkliği” düşüncesinin arkasında da bu yaklaşım bulunmaktadır. Paris’in temel sorusu şudur: Avrupa, kendi güvenliğini sürekli Washington’un........

© Eurovizyon