Biz o bayramlara ne kadar yakınız...
Eskiden bayram demek, sadece takvimde kırmızıyla işaretlenmiş bir gün değil; bir mahallenin, bir ailenin, hatta bir ülkenin aynı anda gülümsediği nadir anlardı.
Bayram sabahı erkenden kalkılır, ütülü kıyafetler giyilir, en önemlisi de içte tarifsiz bir huzur olurdu.
Kapılar sonuna kadar açık, gönüller ardına kadar hazırdı.
Şimdi ise bayramlar geliyor…
Ama eskisi gibi gelmiyor...
Bir zamanlar bayram öncesi alışveriş bir telaş değil, tatlı bir heyecandı.
Çocuklar için alınan ayakkabının kutusu bile bir bayram hatırasıydı.
Şekerler özenle seçilir, baklavalar tepsilerle hazırlanır, sofralar kalabalık kurulur, kimse “yetmez mi” diye düşünmezdi.
Çünkü paylaşmak, hesap kitap yapmaktan önce gelirdi.
Bugün ise bayram hazırlığı çoğu evde bir hesap makinesiyle başlıyor.
“Bu ay neyi eksiltirsek........
