Bir insanın ölümüne bile saygı duyamıyor muyuz?
Bugün, sosyal medyada karşılaştığım bazı paylaşımlar üzerine uzun uzun düşündüm.
Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin, geçirdiği trafik kazasının ardından hayatını kaybetti.
Bir insanın hayatı sona erdi. Geride ailesi, sevenleri, dostları ve yarım kalan bir hayat bıraktı.
Ama biz, neyi konuştuk?
Bir insanın ölümünü bile siyasete bağlamayı başardık!
Sosyal medyada bazı hesaplar, Gültekin’in vefatını önceki belediye başkanının ahının çıkması şeklinde yorumladı.
Kimileri ölüm haberini, siyasi hesaplaşmanın bir parçası olarak gördü.
İnsan gerçekten hayret ediyor.
Bir insanın ölümünden bile siyasi bir zafer çıkarma ihtiyacı neden duyarız?
Ve en önemlisi, biz ne zaman bu kadar acımasız olduk?
Ölümün de mi siyasi tarafı var?
Hepimizin siyasi görüşleri var. Desteklediğimiz partiler, sevdiğimiz ya da eleştirdiğimiz siyasetçiler var.
Bunların hepsi son derece doğal.
Bir belediye başkanının nasıl seçildiğini tartışabilirsiniz. Aldığı kararları eleştirebilirsiniz. Temsil ettiği siyasi anlayışa tamamen karşı olabilirsiniz.
Ama ölüm başka bir şey.
Bir insanın vefat haberini gördüğümüzde ilk refleksimiz, neden onun siyasi kimliğini sorgulamak olsun?
Bana kalırsa üzerinde düşünmemiz gereken mesele tam olarak bu.
Artık bazı insanlar karşısındakini bir insan olarak değil, bir siyasi kimliğin temsilcisi olarak görüyor.
Üzüleceği zaman bile önce hangi taraftan olduğuna bakıyor.
Ve galiba en büyük kaybımız da burada........
