menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP-AKP PARANTEZİNE SIKIŞMIŞ SİYASET

17 0
26.06.2026

Türkiye'de siyaset, büyük ölçüde toplumun kendi doğal sosyolojik evriminden değil, yaklaşık iki yüz yıldır devam eden devlet merkezli modernleşme tecrübelerinin ürettiği gerilimlerden beslendi.Bu nedenle siyasal rekabet, uzun yıllar toplumsal ve ekonomik sınıfların talepleri, üretim ilişkileri ya da kamusal politika tercihleri üzerinden değil; yenilikçilik ile gelenekçilik arasındaki kültürel fay hattı üzerinden şekillendi.Zamanla bu fay hattı da fikirlerin rekabeti olmaktan çıktı; kimliklerin rekabetine dönüştü.Yeniliği temsil ettiğini söyleyenler de geleneği savunduğunu iddia edenler de toplumu geleceğe taşıyacak yeni fikirler üretmek yerine, kültürel aidiyetleri siyasetin en güçlü mobilizasyon aracına dönüştürdüler.Böylece siyaset, vatandaşın sorunlarını çözme yarışından uzaklaşıp devlet gücünü ele geçirme, kamu kaynaklarını kullanma imtiyazı ve elde tutma mücadelesine dönüştü.

Tam da bu noktada siyaset mühendisliği, istisnai bir yöntem olmaktan çıktı; siyasi rekabetin en etkili araçlarından biri hâline geldi.

Bugünkü tabloya bu tarihsel perspektiften bakıldığında ilginç bir paradoks ortaya çıkıyor.Cumhuriyet'in kurucu partisi CHP, uzun yıllar meşruiyetini ilericilik, laiklik ve devrimcilik gibi kurucu değerlerden aldı. Ancak hukuk devletinin, demokrasinin, küresel dönüşümlerin ve değişen toplumsal taleplerin ürettiği yeni dinamikleri yeterince okuyamadığı ölçüde, 21. yüzyıl Türkiye'sinin değişen sosyolojisine uyum sağlamakta zorlandı.

Bu nedenle siyasal dilini büyük ölçüde hâlâ "kurtuluş ve kuruluş" anlatısı ile modern ve seküler yaşam tarzını koruma ekseni üzerine kuruyor.

Buna karşılık son çeyrek yüzyılın en güçlü siyasi aktörü olan AK Parti, rakibinin dayandığı sosyolojik havzanın belirli sınırlar içinde kaldığını erken fark etti. Bunun üzerine siyasal rekabeti, CHP'nin kendisini en güçlü hissettiği tarihsel ve kültürel kimlik alanına sıkıştırma ve sürdürmenin kendisine önemli avantaj sağlayacağını gördü.

Bu açıdan bakıldığında, Türkiye'de yaşanan birçok siyasi gerilim yalnızca hukuki ya da siyasi krizler olarak değil; aynı zamanda rakibini kendi tarihsel kimlik alanından çıkarmayan bir rekabet stratejisi olarak da okunabilir.

Benzer biçimde, kendisini "yenilik-gelenek"........

© Enpolitik