menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMEK" YAZI DİZİSİNİN YANSIMALARI.

13 0
15.07.2026

"Düşünmeyi Öğrenmek" başlıklı yazı dizisinin beklediğimden daha fazla ilgi görmesi beni sevindirdi. Daha da önemlisi, çok farklı dünya görüşlerinden okuyucuların ortak bazı sorular üzerinde durması, Türkiye'nin zihinsel iklimi açısından umut verici bir gelişmedir.

Okuyuculardan gelen yorumları dikkatle incelediğimde, aslında aynı noktada düğümlenen önemli bir meseleyle karşılaştım:"Biz zaten düşünüyoruz. O hâlde neden yeniden düşünmeyi öğrenelim ki?"İşte tam da bu soru, yazı dizisinin çıkış noktasını oluşturuyor.

Çünkü çoğu zaman "düşünmek" dediğimiz faaliyet ile gerçekten düşünmeyi öğrenmek aynı şey değildir.Bir insan saatlerce konuşabilir.Yüzlerce kitap okuyabilir.Siyaset tartışabilir.Felsefe yapabilir.Sürekli yorum üretebilir.

Fakat bunların hiçbiri tek başına düşünmenin kanıtı değildir.Çünkü insan zihni çoğu zaman bilgi üretmez; yalnızca mevcut inançlarını yeniden düzenler.Bu nedenle gerçek düşünme, kanaat üretmekten önce gerçekliği doğru okuyabilme disiplinidir.

Yazı dizisinde anlatmaya çalıştığım temel ayrım tam da budur.Soyut akıl yürütme ile bilimsel düşünme aynı şey değildir.Mantık kurmak ile gerçeği açıklamak da aynı şey değildir.Bir fikrin kendi içinde tutarlı olması, onun doğru olduğu anlamına gelmez.Çünkü hayat yalnızca mantıksal çıkarımlarla işlemez.

Hayat; verilerle, olgularla, tarihsel süreçlerle, sosyolojiyle, psikolojiyle, ekonomiyle, coğrafyayla ve birbirini etkileyen sayısız değişkenle birlikte okunmak zorundadır.

Bilim tam da bunun için vardır.Bilim, düşüncenin yerine geçmez; düşünceyi denetler.Veri, kanaatin düşmanı değildir; onun sınayıcısıdır.

Bu nedenle bilimsel verilere, maddi olgulara ve çok faktörlü süreçlere........

© Enpolitik