TENSEL TEMAS: DOKUNMA
SORU: “Neden sevgilinizin kolunuza dokunuşu, bir doktorun ya da kalabalık bir otobüsteki bir yabancının dokunuşundan farklı bir his verir, hem de tamamen aynı reseptörle tetiklendiği halde?”
Birisi derimize dokunduğu zaman aynı zamanda beynimize de dokunmuş olur. Çünkü dokunuşun kaynağını ve verilmesi gereken yanıtı belirlemek için bu iki organ aralıksız bir diyalog halindedir.
Dokunmak üzere olan kim? Şimdi dokundu? Bu dostça bir dokunuş muydu? Dokunuştan önce görme işitme duyularımız, dokunuşun dosttan mı, yoksa düşmandan mı geldiğine ilişkin bağlam oluşturmaya başlar.
DOKUNMANIN NİTELİĞİ
Sevgi dolu bir okşama beklentisiyle derinin yapısı geçici olarak değişerek hoşnutluk hissine hazırlanırken, acı beklentisiyle deride oluşan fiziksel durum, hoşnutsuzluk hissini daha da kötüleştirir.
Dokunuş hissedildiğinde basıncı, hızı ve sıcaklığı hakkında sayısız bilgi beynimize ulaşıp, orada oluşturulan bağlama eklenir. Biz de tüm bunlara göre yorum yaparız. Ömrümüzün sergilendiği sahne olan derimizin yüzeyinde beklenti, hayal ve gerçek birbirine karışır.
CİNSEL DOKUNUŞ
“Birbirimize dokunduğumuz zaman kıvılcımlar çakıyor” ifadesi, genelde cinsel dokunuşu tanımlamak için kullanılır.
Çoğu zaman ifade edilemeyen bu duygu milyonlarca şiirin yazılmasına vesile olmuş, bütün kültürlerde müziğe ve sanata esin kaynağı olmuş ve sayısız savaş başlatmıştır.
Bu hissin uhreviliği, yani en derin bir anlam kazanması, arzu ve beklentinin fiziksel hislerle derimizle zihnimizin kesişmesinden gelir. Tensel temasın keyif veren cinsel beklentisiyle, ayırt edici dokunma sistemimiz ve duygusal dokunma sistemimiz eşzamanlı devreye girer ve EN BÜYÜK CİNSEL ORGANIMIZ OLAN DERİMİZİN bütünü karakter değiştirir.
Cildimize giden kan akışı yüzeyi ısıtacak şekilde değişir ve kılların dikleşmesiyle birlikte terleme artar. Tüm bunlar dokunma hassasiyetini daha da artırır; beyin deriyi hazırlar.
Dokunuş anında hem hızlı mekanoreseptörler hem yavaş duygusal sinir lifleri hem de (dudaklarda, meme uçlarında ve cinsel organlarda bolca bulunan) inanılmaz hassas serbest sinir uçları hep beraber etkinleştirilir.
Serbest sinir uçlarının vücuttaki dağılımı her insan için benzersiz parmak izi gibidir. Bazı insanlarda çok hassas olan ve büyük keyif veren bölgeler BAŞKALARINDA pek bir his yaratmaz. Bunun nedeni ve sırrı henüz bilinmiyor.
Bu sinirler uyarıldığında vücutta ENDORFİN (morfine benzeyen mutluluk hormonu) ve OKSİTOSİN (sarılma hormonu) içeren sarhoş edici bir hormon kokteyli hazırlanır. Deriyle beyin arasındaki bu diyalog bir partnerden diğerine dokunma yoluyla aktarılır.
Cinsel dokunuş sadece zihinlerin buluşması değil, tenlerin de buluşmasıdır. Herkesin derisi kendisi için “ben”i dış dünyadan ayıran sınırdır ve hoşnut edici, rızaya dayalı bir cinsel dokunuş, ötekinin nihai kabulüdür.
Derinin dokunmadaki rolünün sinir uçlarının son noktası olmakla sınırlı kaldığını düşünmek kolaydır. Ama cinsel dokunuş bunun hiç de doğru olmadığını ortaya koyar.
DOKUNMA DUYUSU
Dokunma duyusu, derimizin yaşam yolculuğumuzu algılayan ve bizi koruyan hassas bir araç olmasını sağlayan olağanüstü bir duyudur.
Deri deriye dokunduğunda ise, görünüşte gizemli, hatta neredeyse sihirli bir güç aktarımı gerçekleşir.
İnsanların birbirlerine tokalaşarak veya sırt sıvazlayarak dokunmaları onlar üzerinde harika bir etki bırakır.
Sevgililer elele tutuşarak arzularını iletirler ve bu temasla da isteklerini yaptırırlar. Hesabı getiren garson müşterinin koluna neşeli bir şekilde dokunursa, bahşişi........
