Sessiz Kalmanın Bedeli
Batı Avrupa Türkleri üzerine bugüne kadar sayısız makale yazıldı, araştırma yapıldı. Ancak artık eski soruların değil, yeni gerçeklerin konuşulması gerekiyor. Çünkü Avrupa değişiyor; bu değişim, Türk toplumunun sorumluluklarını da yeniden tanımlıyor.
Bugün gurbetçiler artık bu toplumun ayrılmaz bir parçasıdır. Aralarında iş insanları, akademisyenler, kamu görevlileri ve uluslararası şirketlerde önemli görevler üstlenen, karar mercilerinde yer alan binlerce insan bulunmaktadır.
İlk yıllarda ise durum çok farklıydı. İşçi sınıfından gelen birçok Türk, maruz kaldığı ırkçı ve Nazi dönemini çağrıştıran aşağılayıcı şakalara çoğu zaman tepki veremedi. Dil yetersizliği, kendini “misafir” olarak görme anlayışı ve dışlanma endişesi buna engel oluyordu. Bu tür davranışlar çoğunlukla bireysel düzeydeydi ve bizler de içinde bulunduğumuz şartlar nedeniyle çoğu zaman sessiz kalmayı tercih ettik.
Ancak bugün Almanya’nın geldiği noktada artık sessiz kalma lüksümüz yoktur. Çünkü sorun yalnızca bireysel önyargılar değildir. Irkçı söylemler giderek kamusal alanda ve bazı kurumlarda daha görünür hâle gelmektedir. Örneğin, Almanya için Alternatif (AfD) Partisi içinden yabancı nüfusun azaltılması gerektiğini savunan........
