Manisa’nın Altın Taneleri: Sultani Üzümüne Sahip Çıkalım
Manisa denilince akla gelen güzelliklerden biri de hiç şüphesiz bağlarımızda yetişen Sultani Üzümdür.
Güneşin altında olgunlaşan, Gediz Ovası’nın bereketiyle sofralara ulaşan çekirdeksiz Sultani üzüm; sadece bir tarım ürünü değil, Manisa’nın emeği, alın teri ve ekonomik hayatının önemli bir parçasıdır. Türkiye’de üretilen çekirdeksiz kuru üzümün çok büyük bir bölümü Manisa ve çevresinde yetişmekte, binlerce aile geçimini bağcılıktan sağlamaktadır.
Ancak bugün bağcılarımızın yüzü gülmüyor.
Bu yıl rekoltenin yüksek olması, dünya piyasalarındaki gelişmeler ve ihracattaki daralma nedeniyle üzüm fiyatları üreticinin beklentisinin altında seyretmektedir. Maliyetlerin her geçen gün arttığı bir dönemde emeğinin karşılığını alamayan üretici haklı olarak endişelidir.
Üreticinin alın teri tarlada değer kaybetmemeli, üzüm üreticisi yalnız bırakılmamalıdır.
Ben de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olduğum yıllarda Manisa’nın Sultani Üzümü’nün daha fazla tanınması, tüketiminin artırılması ve üreticimizin desteklenmesi amacıyla çeşitli çalışmaların içinde oldum.
Alaşehir Ticaret ve Sanayi Odası ve KOSGEB iş birliğiyle Türk Hava Yolları’nın dış hat seferlerinde 1 milyon yolcuya ücretsiz üzüm dağıtılması projesini gerçekleştirdik. TBMM’de milletvekillerimize üzüm ve üzümlü ekmek dağıtarak ürünümüzün tanıtımını yapmaya çalıştık. İzmir’de basın mensuplarının katıldığı bir program düzenleyerek üzümden yapılabilecek farklı yiyecekleri tanıttık.
Manisa Sultani Üzümü’nün coğrafi işaretinin alınması konusunda Manisa Ticaret Borsası ile birlikte gayret gösterdik.
Fakat benim için en anlamlı çalışmalardan biri, dönemin Millî Eğitim Bakanı ve Başbakanı ile görüşerek gündeme taşıdığımız “Okul Üzümü, Akıl Üzümü” projesiydi.
Çünkü üzüm yalnızca ihraç edilecek bir ürün değildir. Aynı zamanda çocuklarımızın sağlıklı beslenmesine katkı sağlayabilecek değerli bir gıdadır.
Bugün bu projeyi yeniden hatırlamanın ve daha geniş kapsamda hayata geçirmenin zamanı geldiğine inanıyorum.
Üzümümüzü tüketelim, üreticimizi yaşatalım
Bugün yaşanan sıkıntıyı yalnızca “üzümün fiyatı düşük” diyerek konuşmak yeterli değildir.
Asıl mesele, üzümü daha fazla tüketmek, daha fazla alanda kullanmak, katma değerini artırmak ve yeni pazarlar bulmaktır.
Bunun için birçok kurumun birlikte hareket etmesi gerekiyor.
1. “Okul Üzümü, Akıl Üzümü” yeniden hayata geçirilmeli
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde öğrencilerimize haftanın 2-3 günü belirli miktarda çekirdeksiz kuru Sultani üzüm ikram edilmesi sağlanabilir.
Bu uygulama hem çocuklarımızın sağlıklı beslenmesine katkı sağlar hem de yerli ve millî bir tarım ürünümüzün tüketimini........
