menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadın Hakları Maskesi Altında Bir Savaş

33 0
14.03.2026

Dün gece Adana’da, İncirlik Üssü yakınlarından yükselen o patlama ve siren sesleri yalnızca bizleri değil, tüm Türkiye’yi derinden endişelendirdi.Ben o sesi televizyon ekranlarından ya da sosyal medya videolarından duymadım; bizzat kulaklarımla duydum. Ve o ürpertici uğultuyu iliklerime kadar hissettim. İnanın, o sesin altında endişe duymamak mümkün değildi.

İnsan böyle anlarda bir kez daha anlıyor ki; savaş dediğimiz şey haritalar üzerinde tartışılan, diplomatik masalarda tüketilen uzak bir haber başlığı değildir.Savaş; bir anda şehirlerin gündelik hayatına, evlerimizin en mahrem köşesine, çocuklarımızın uykusuna sızabilen kapkara ve çıplak bir gerçektir.

Asil Kavramlar, Samimiyetsiz Yürekler

Dünya siyasetinde demokrasi, insan hakları, kadın hakları ve özgürlük gibi kulağa son derece asil gelen kavramlar vardır.Bu kavramları savunmayı sözde herkes istiyor; hatta hukukçulardan çok siyasetçiler bu kelimeleri dillerine pelesenk ediyor.

Ama ne yazık ki herkeste o asil kavramların ağırlığını taşıyacak bir bilinç de yok, onları bedel ödeme pahasına savunacak bir yürek de yok.Kiminde cesaretten, kiminde ise samimiyetten eser yok.

Üzülerek görüyoruz ki bugün bu değerler, insan onurunu koruyan birer kalkan olmaktan çıkarılıp kürsülerde parlatılan, içi boşaltılmış birer retorik aparata dönüştürülmüş durumda.

Oysa gerçek bir bilinç ve cesur bir yürekle desteklenmeyen her “insan hakları” cümlesi, aslında adaletsizliğin üzerine örtülen süslü bir kılıftan başka bir şey değildir.

Örneğin bu hafta Dünya Kadınlar Günü’nde bir kez daha gördük ki kimi bu günleri sadece sahneye çıkıp boy gösterebileceği bir vitrin olarak görüyor, kimi o platformları yalnızca kendi dünya görüşündekilerle “düet” yapabileceği kapalı birer yankı odası sanıyor.

Daha da ötesi, bu kavramlar büyük güçler tarafından da jeopolitik hesapların üzerini örten birer meşruiyet aracına dönüştürülüyor.

Acının Ortak Coğrafyası

Bugün acının coğrafyası ne yazık ki sınır tanımıyor. Adana’da kulaklarımızı tırmalayan o patlama ve siren sesi; aslında Gazze’de aylardır susmayan feryatların, Minab’da çocukların üzerine çöken o ağır sessizliğin, Suriye’de harabeye dönüştürülen şehirlerde ve Ukrayna’nın soğuk bozkırlarında parçalanan hayatların yankısından başka bir şey değil.

Daha iki hafta önce Minab’daki bir ilkokulda........

© Enpolitik