menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Son Osmanlı Yandım Ali: Sodom'dan çıkan irade üzerine

12 0
24.08.2026

İşgal İstanbul'u, Yakup Kadri'nin kaleminde bir sahne değil bir teşhistir.

Yakup Kadri, Sodom ve Gomore'da işgal İstanbul'unu iki katmanlı bir çöküş olarak resmeder. Bir yanda Beyoğlu'nun barlarında, otellerinde, salonlarında düşman subaylarıyla kol kola gezen bir sosyete. Öte yanda kendi vatanının düşmesini seyrederken bundan bir çıkar payı çıkarmaya çalışan bir kesim. Necdet, romanın kahramanı, bu çürümüşlüğün içinde debelenir ve sonunda Anadolu'ya, mücadeleye katılmaya karar verir. 2007 yapımı Son Osmanlı Yandım Ali, çok farklı bir sinemasal dilde, aynı ahlaki coğrafyayı tarar. Yandım Ali de bir Necdet'tir aslında, yalnızca daha sokak dilinde, daha külhanbey kılığında bir Necdet.

Film 13 Kasım 1918'de açılır. Düşman donanması Boğaziçi'ne demirlemiştir. Mustafa Kemal Paşa, Haydarpaşa'ya adım attığında geldikleri gibi giderler der. Bu cümle filmin omurgasıdır ve tarihsel olarak da gerçektir. Ama filmin asıl gerilimi, bu cümlenin söylendiği aynı şehirde, aynı saatlerde, tam tersi bir ruh halinin de var olmasıdır. Yandım Ali, donanmadan terhis edilmiş bir bahriye çavuşudur ve tek derdi, evli sevgilisi Defne'yi kaçırıp Viyana'ya gitmektir. Vatanın kurtuluşundan umudu kesmiştir. Tam burada, Yakup Kadri'nin çökmüş, artık hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanmış İstanbul insanı canlanır ekranda.

İşgal İstanbul'u, Yakup Kadri'nin kaleminde bir sahne değil bir teşhistir. Yabancı bayrakların gölgesinde açılan barlar, düşman subaylarına........

© Elips Haber