menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

All the President's Men: Hakikatin peşinde iki adam

39 0
24.03.2026

Filmde gazetecilik, romantize edilmiş bir meslek olarak sunulmaz. Tam tersine, son derece mekanik, tekrar eden ve yorucu bir süreç olarak resmedilir.

ABD siyasi tarihinin en büyük skandallarından birinin anlatıldığı All the President’s Men, yalnızca bir ahlaksızlık mekanizmasını değil aynı zamanda refleksleri ve etik değerleri unutulan bir meslek olma yolunda hızla ilerleyen gazeteciliğin ne olması gerektiğini hatırlatan bir manifestodur. Yönetmen Alan J. Pakula, bu filmde yalnızca Watergate skandalını anlatmaz, devletin en tepesinde örgütlenmiş bir kötülüğün, nasıl sistematik bir şekilde örtülmeye çalışıldığını, buna karşılık iki gazetecinin sabırla, inatla ve etik bir disiplinle hakikatin izini sürdüğünü gösterir.

Filmin merkezinde Robert Redford’un canlandırdığı Bob Woodward ve Dustin Hoffman’ın hayat verdiği Carl Bernstein vardır. İkisi de birer kahraman değildir, aksine, son derece sıradan, hatta zaman zaman hataya açık ancak sorgulama ve iz sürme yeteneğini sonunda kadar kullanan ahlaklı gazetecilerdir. Onları bugünün dünyasında sıradışı kılan belki de en basit reflekslerden biridir… Şüpheyi ciddiye almak.

Watergate’in ilk günlerinde ABD halkının büyük bir kısmı “Watergate nedir?” sorusunun cevabını bile bilmiyorken, bu iki gazeteci küçük bir hırsızlık vakasının ardında daha büyük bir hikâye olabileceğini fark eder. O noktadan sonra film bir dedektif hikâyesine değil; bir mesleki ısrar hikâyesine dönüşür. Çünkü hakikat çoğu zaman büyük bir patlamayla değil, küçük detayların sabırla birleştirilmesiyle ortaya çıkar.

Filmde gazetecilik, romantize edilmiş bir meslek........

© Elips Haber