menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fon krizinde kim, hangi zararlardan sorumlu?

20 0
20.09.2026

Bu hükümler birlikte okunmalıdır. Yalnızca “13.30’dan önce emir verdim” demek, kesinleşmiş alacağın miktarını ve ödeme sırasını belirlemeye yetmez.

SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarında işlemler durduruldu ve belirlenen fonlar için tasfiye süreci başlatıldı. Yatırımcı açısından bundan sonraki mesele, ne kadar ödeme yapılacağı kadar, oluşan zararın kimden ve hangi hukuki gerekçeyle talep edilebileceğidir.

Yedi portföy yönetim şirketini ilgilendiren ve güncellenmiş listesinde 131 fon bulunan bu süreçte, bütün yatırımcıların hukuki durumu aynı değil. Satış emri verip bedelini alamayan yatırımcı ile tasfiye sırasında katılma payı sahibi olan yatırımcının talebi farklılaşabilir. Fonun piyasa koşulları nedeniyle değer kaybetmesiyle, hukuka aykırı işlemler sonucunda zarar oluşması da ayrı değerlendirilmelidir.

Satış emrinin zamanı neden önemli?

SPK’nın belirlediği usulde, Tera’nın ilgili fonlarında İş Bankası; A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula’nın ilgili fonlarında Ziraat Bankası tasfiye sürecinde yetkilendirildi.

İhbarlı fonlarda 17 Eylül saat 13.30’dan sonra, para piyasası fonlarında ise izahnamedeki gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları tasfiye esaslarına tabi tutuldu. Aynı düzenlemede, gerçekleşmemiş TEFAS iade talimatlarından oluşan tutarların fon hesabına borç kaydedilmesi ve elde edilen nakitten öncelikle ödenmesi öngörüldü.

Bu hükümler birlikte okunmalıdır. Yalnızca “13.30’dan önce emir verdim” demek, kesinleşmiş alacağın miktarını ve ödeme sırasını belirlemeye yetmez. Fonun türü, talimatın geçerliliği, sisteme alınması, valörü ve gerçekleşme durumu da ortaya konulmalıdır.

Dolayısıyla yatırımcının ilk işi, banka ekranındaki son bakiyeyi kaydetmekle sınırlı kalmamalıdır. Emir dökümü, hesap ekstresi, işlem teyitleri ve yatırım tarihinde geçerli fon belgeleri edinilmelidir. Ekranda görünen fon değeri ile hukuken talep edilebilecek ödeme tutarı her durumda aynı değildir.

Ödeme borcu doğmuş ve muaccel olmuşsa, gecikmenin sonuçları ve faiz talebi ayrıca gündeme gelebilir. Pay sahipliği devam ediyorsa tasfiye hesabı ve dağıtımlar öne çıkar. Geçmişteki hukuka aykırı işlemlere dayanan tazminat talepleri ise bunlardan ayrı bir inceleme gerektirir.

Fon yönetiminden kim sorumlu?

Tasfiye sonunda alınan tutarın yatırılan paradan düşük olması, aradaki farkın tamamını kendiliğinden tazminat alacağına dönüştürmez. Önce kaybın kaynağı belirlenmelidir.

Fonun belirli varlıklarda yoğunlaşması geçerli sınırlamalara uygun muydu? İlişkili taraflarla yapılan işlemlerde fonun menfaati korundu mu? Varlıkların değerlemesi gerçeği yansıtıyor muydu? Yatırımcıya açıklanan strateji ve likidite koşullarıyla fiilen uygulanan yönetim örtüşüyor muydu?

Kurucu ve portföy yönetim şirketinin sorumluluğu, bu soruların işlem kayıtları üzerinden cevaplanmasıyla somutlaşır. Genel piyasa düşüşü ile mevzuata aykırı yönetimin etkisi mümkün olduğu ölçüde ayrıştırılmalıdır.

Önceki portföy saklayıcısı da incelemenin önemli bir tarafıdır. Saklayıcının kendisine yüklenen kontrol ve bildirim görevlerini yerine getirip getirmediği; hangi aykırılığı ne zaman tespit ettiği ve ardından ne yaptığı araştırılmalıdır. Varlıkların saklama hesabında bulunması, diğer yükümlülüklerin de yerine getirildiğini tek başına göstermez.

Yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin kişisel sorumluluğu ise unvanları üzerinden kurulamaz. Görevleri, aldıkları kararlar, ihlale katılımları ve uygulanacak sorumluluk hükümleri belirlenmelidir. Bağımsız denetçi veya değerleme kuruluşu bakımından da ilgili raporun kapsamı, ileri sürülen........

© Elips Haber