Kutuplaşmış toplumda tenkler ölür, doğrular kirlenir
İnsanlar artık karşı tarafın bireylerini değil, argümanlarını bile duymaz hale gelir.
Kutuplaştırılmış bir toplumda iki renk dışında bütün renkler yok olur.
Sadece siyah ve beyaz kalır.
Gri diye bir şey kalmaz, ara tonlar silinir, nüanslar unutulur.
Her şey ya bizim taraf ya onların taraf olur.
Doğru mu yanlış mı diye sorulmaz artık; “bizim doğru” mu “onların yalan” mı diye bakılır.
Hal böyle olunca doğrunun bir anlamı da kalmaz.
Doğru söz kirli hale gelir.
Çünkü bir tarafın ağzından çıktığında otomatikman “düşman propagandası” damgası yer.
Karşı tarafın yalanı ise “bizim zaferimiz için gerekli taktik” diye meşrulaşır, hatta alkışlanır.
Yalan kıymetli bir zamanını yaşar.
Duyguları ateşler, kampı bir arada tutar, korkuyu öfkeyi besler.
Gerçekler ise rahatsız edicidir; çünkü mevcut konfor alanını, mağduriyet anlatısını, aidiyet duygusunu sarsar.
Kimse sarsılmak istemez.Hele ki kutuplaştırılmış toplumun yaşadığı ülke jeopolitik olarak değerli bir ülke konumundaysa…
işler daha da beter olur.
Dış tehdit algısı zaten tavan yapmıştır.
İç kutuplaşma “dış mihraklar iç hainler”........
