Öcalan Kürtlerin Kadirov’u mu olacak?
Bu yeni rejimin kurucuları Kürt hareketini de elbette kendi haline bırakmış değiller. Oraya dair de belli planların yapıldığı anlaşılıyor.
Son günlerde Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki görüşmelerinden medyaya yansıyan notlar epey gündem oldu.
Bu görüşme notlarından birisinde Öcalan Türkiye soluna kendisiyle beraber “demokratik cumhuriyetle” bütünleşme çağrısı yapıyor. Ayrıca “Yarın en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız” gibi dikkat çekici bir cümle kuruyor.
Ama en dikkat çekicisi Özgür Özel’e yaptığı çağrı. Öcalan Özel’e “Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer” diyor.
Bu ifadeler gösteriyor ki, barış süreci salt bir silah bırakma ve sivilleşme süreci değil. Burada Öcalan ve Kürt hareketi açısınıdan aynı zamanda yeni rejime bir eklemlenme durumu söz konusu.
“Cumhuriyetle bütünleşme”
Öcalan bugün “cumhuriyetle bütünleşme” olarak ifade ettiği tezi aslında cezaevine girdikten sonra 2000’lerin başından itibaren “demokratik konfederalizm” adı altında zaten savunuyordu. Bu tez PKK’nın ilk kuruluşunda dile getirdiği ve 1999’a kadar sürdürdüğü bağımsızlık ve/ya özerklik iddiasından açık bir vazgeçiş anlamına geliyor.
Her ne kadar yeni bir tez olmasa da Türkiye’de 2024’te bir barış sürecinin başlamasında Öcalan’ın bu Kürt sorununa çözümü üniter devlet yapısını bozmadan bulma çabası etkili olmuş olabilir.
Ama daha önemli etken 2023’ten itibaren Orta Doğu’daki yeni jeopolitik gelişmeler oldu. Bu gelişmeler bölgede Türkiye ile İsrail’i karşı karşıya getirdi. Henüz üç gün önce İsrail Türk askeri yetkililerin ziyaret ettiği gerekçesiyle kuzey Suriye’de bir askeri havaalanını bombaladı.
Orta Doğu’da değişen dengeler sonucu İsrail’in Kürtleri kendi bölgesel çıkarları adına Türkiye’nin aleyhine kullanabileceği endişesi, Öcalan’ın Kürt meselesine ayırlıkçı değil bütüleşmeci çözüm arayan perspektifinin de etkisiyle, Türk Devleti’ni bazı küçük tavizler vererek........
