menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump’ın “iç hukuk” mücadelesi

36 0
04.05.2026

İran savaşı bitti... mi? 

ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta Amerikan Kongresi’ne mektup göndererek “İran’la çatışmalar sona erdi” bilgisini verdi. Ancak Trump’ın mektubundaki “çatışmalar bitti” ifadesi, diplomatik bir kapanış mesajı gibi görünse de Washington’ın hukuk ve güç dengeleri açısından çok daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor. Metin, aynı anda hem savaşın bittiğini ilan ediyor hem de askeri baskının süresiz biçimde devam edebileceği bir esneklik alanı yaratıyor. Trump’ın Kongre’ye ilettiği mektupta dört temel mesaj var. Amerikan Başkanı mektubunda; - İran’la ateşkesin sürdüğünü; -  Çatışmaların sona erdiğini; -  İran kaynaklı tehdidin hâlâ ciddi olduğunu; - ABD’nin askeri konuşlanmasının güncellenerek devam edeceğini vurguluyor.  Bu dört mesaj birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç ise İran meselesinde sahada gerilim düşerken, ABD’nin stratejik baskı mekanizmasının devam edeceği yönünde.

Trump’ın “meşruiyet” hamlesi

Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan için “En çok ihtiyaç olduğu şey meşruiyet. Biz de bunu ona verelim” dediği bizzat Ankara’ya atadığı Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack tarafından açıklanmış olan Trump, şimdi kendisi, İran savaşı için Amerikan hukuk sistemi içinde “meşruiyet” arayışında. Nitekim Kongre’ye gönderdiği mektup da bu arayışın somut göstergesi.  ABD’de mevcut yasalar uyarınca Başkan’ın Kongre onayı olmadan askeri operasyon yürütme yetkisi sadece 60 günle sınırlı. Trump, Kongre’ye tam da İran’a askeri müdahalenin 60’ıncı gününde gönderdiği mektupta, “çatışmalar sona erdi” diyerek,  bu 60 günlük sürenin hukuken yeniden başlamasına imkan tanıyabilecek bir hukuki yorum alanı yaratıyor. Yani “çatışmalar sona erdi” ifadesi, teknik olarak bir “savaşın bitişini” değil, ABD Başkanı’nın Kongre’ye karşı sorumlu olduğu hukuki sürenin sıfırlanması anlamına geliyor. Trump yönetimi, Amerikan yasalarındaki “gri alanlarda” dolayarak, İran’a olası yeni bir saldırı için -deyim yerindeyse- hukuken kronometreyi sıfırlıyor.

Savaş biçim değiştirdi

Trump’ın Kongre mektubunun en dikkat çekici yönlerinden biri de “çatışmalar sona erdi” ifadesine rağmen askeri pozisyonun korunduğunu bildirmesi.  ABD’nin bölgedeki kuvvet konuşlandırmasını sürdürmesi, deniz ablukası ve caydırıcılık mekanizmasının aktif kalması, fiili durumun tam bir “barış” hali olmadığını gösteriyor. Trump’ın daha önce dile getirdiği “liman ablukası” stratejisi, klasik askeri müdahaleden ziyade ekonomik boğma üzerinden ilerleyen bir baskı modeli olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşımda hedef, İran’ı doğrudan savaşla değil, ticaret damarlarını kontrol ederek nükleer programdan geri adım atmaya........

© Ekonomim