Savunma sanayi yükseliyor, peki ya sanayinin geri kalanı?
İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı İSO 500 araştırması her yıl Türkiye sanayisinin röntgenini çekiyor. Bu nedenle açıklanan rakamlar sadece şirketlerin performansını değil, uygulanan ekonomi politikalarının üretim cephesindeki sonuçlarını da gösteriyor.
2025 yılı sonuçlarına baktığımızda ilk dikkat çeken gelişme, savunma sanayiindeki tarihi başarı oldu. İSO 500 tarihinde ilk kez iki savunma sanayi şirketi ilk 10’a girdi. TUSAŞ yedinci, ASELSAN dokuzuncu sıraya yükseldi.
Bu önemli bir gelişme.
Çünkü yıllardır Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimi yapamadığını, katma değer zincirinin alt basamaklarına sıkıştığını konuşuyoruz. Savunma sanayiindeki yükseliş ise doğru strateji, uzun vadeli planlama ve istikrarlı kamu politikaları olduğunda Türkiye’nin teknoloji geliştirebildiğini ve küresel ölçekte rekabet edebildiğini gösteriyor.
Fakat burada durup şu soruyu sormak gerekiyor:
Savunma sanayiinde elde edilen başarı neden diğer sektörlere yayılamıyor?
Büyük resim ne söylüyor?
İSO 500’ün son üç yıllık verileri aslında bu sorunun cevabını veriyor. Geçmiş yılların raporları açıklandıktan sonra yazdığım yazılara baktım.
2023 yılında en büyük tartışma Ar-Ge yetersizliğiydi. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun neredeyse yarısı Ar-Ge faaliyeti yürütmüyordu. Ar-Ge harcamalarının üretimden satışlara oranı yüzde 0,48 gibi oldukça düşük bir seviyedeydi. O dönemde temel kaygı “Küresel rekabetin giderek teknoloji eksenli hale geldiği bir dünyada Türk sanayii nasıl ayakta kalacaktı?” sorusuydu.
2024 yılına geldiğimizde ise Ar-Ge tartışmasının yerini finansman sorunu aldı.
Sanayiciler üretmekten çok finansman maliyetleriyle mücadele etmeye başladı. Üretimden net satışlar reel olarak üçüncü yıl üst üste geriledi. Karlılık oranları son on yıl ortalamasının çok altına düştü. Faaliyet karları adeta faiz giderleri tarafından yutuldu.
O dönemde ortaya çıkan tablo daha finansman........
