menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanayileşecektik büyüyecektik n’oldu bize?

19 0
latest

Sanayi bir musluk değildir. Bugün kapatıp yarın açamazsınız. Bir fabrikanın kapanması yalnızca o fabrikanın üretiminin kaybedilmesi anlamına gelmez. O fabrikanın yetiştirdiği ustayı, mühendisi, teknisyeni, kurduğu tedarikçi ağını, yıllar içinde oluşturduğu üretim bilgisini de kaybedersiniz.

Sanayicinin ihtiyacı yalnızca ucuz kredi değil. Öngörülebilirlik, rekabetçi maliyetler, enerji, nitelikli işgücü, teknoloji yatırımı, güçlü özkaynak ve uzun vadeli bir sanayi stratejisi gerekiyor. İhtiyaç olan şey, kısa vadeli teşviklerin ötesine geçen kapsamlı bir sanayi politikası.

         Başlıktaki “Sanayileşecektik Büyüyecektik N’oldu Bize?” Güngör Uras’ın yıllar önce kaleme aldığı kitabın adı. Rahmetli Güngör Uras, Türkiye’nin Osmanlı’dan bu yana sanayileşme ve kalkınma arayışını anlatırken aslında bugün de güncelliğini koruyan bir soruyu ortaya koyuyordu. Üretmek yerine tüketmeye, yatırım yerine rant alanlarına yönelirsek nasıl sınıf atlayacağız?

Aradan yıllar geçti, ekonomimiz büyüdü, sanayimiz çeşitlendi, ihracat kapasitemiz arttı. Ama aynı soru bugün yeniden karşımızda. Türkiye ekonomisi sanayileşmesini tamamlayamadan sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya.

Geçen hafta bu konuda iki önemli uyarı geldi. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye’nin genel olarak bir sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu söylerken, MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir de üretimi canlandırmak için faiz indiriminin tek başına yeterli olmayacağını vurguladı. Özdemir’in dikkat çektiği nokta önemliydi. Geçmişte düşük faiz ve kredi imkânlarının önemli bir bölümü üretim ve teknolojik dönüşüm yerine arsa ve servet birikimine yöneldi. Yani mesele yalnızca paranın maliyeti değil, ekonomide kaynakların nereye aktığı.

Bahçıvan’ın “erken sanayisizleşme Türk ekonomisinde birikimlerin kaybıdır” uyarısı da burada anlam kazanıyor.

 Büyüme var ama üretim motoru tekliyor

Üstelik büyüme verileri de bu kaygıları destekleyen bir tablo ortaya koyuyor.

BETAM’ın 4 Eylül tarihli değerlendirmesine göre Türkiye ekonomisi 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 2,3 büyüdü. İlk çeyrekte bu oran yüzde 2,6’ydı. Daha önemlisi, büyümenin bileşimine bakıldığında yatırımların yıllık artışı yalnızca yüzde 0,6’da kaldı; çeyreklik bazda ise hiç artmadı. Özel tüketim yıllık yüzde 3,5 büyüse de bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,3 geriledi. Çeyreklik büyümenin 1,1 puan olması ise büyük ölçüde dış ticaretten kaynaklandı. Dolayısıyla Türkiye’nin büyüme motorlarında özellikle iç talep ve yatırım tarafında belirgin bir ivme kaybı var.

Türkiye’de........

© Ekonomim