menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Futbolun “eyvah” dedirten ekonomisi

57 0
14.08.2026

Milyarlarca liralık bütçeler açıklanıyor, sponsorluk görüşmeleri yapılıyor. Bir yandan da kulüplerin borçları büyümeye devam ediyor. Acaba Türkiye gerçekten sürdürülebilir bir futbol ekonomisi mi kuruyor, yoksa futbolun yarattığı toplumsal baskı nedeniyle kaynaklarını verimsiz alanlara mı yönlendiriyor?

Futbol kulüplerinin yıllardır değişmeyen borç sarmalı, “şehrin takımına sahip çıkma” çağrılarının ekonomik boyutunu yeniden gündeme getiriyor. Asıl mesele futbola kaynak aktarmak değil, bu kaynağın günü kurtaran transferlere mi yoksa altyapı ve gençlere mi harcandığı.

Bir şehrin takımının Süper Lig’e çıkması taraftar için bayram, iş dünyası için ise yeni bir maliyet kapısı olabiliyor. Sponsorluk ve destek talepleriyle kulüplere aktarılan kaynakların ekonomik karşılığı ve fırsat maliyeti artık daha ciddi sorgulanmalı.

          Bir şehrin takımının Süper Lig’e çıkması normal şartlarda bayram havası yaratır. Taraftar sevinir, esnaf hareketlenir, şehir tanıtım fırsatı yakalar, iş dünyası da bundan payını alır. Ama Türkiye’de meselenin bir de başka yüzü var. Takım Süper Lig’e çıktığında şehir ekonomisinin kazancı mı artıyor, yoksa iş dünyasının sırtına yeni ve zorunlu bir maliyet mi yükleniyor?

Vahap Munyar’ın geçen ay yayımlanan “Eyvah, bizim şehrin takımı Süper Lig’e çıktı” başlıklı yazısını okurken yıllar önce kaleme aldığım “Futbola akan kaynağa yazık” yazısı aklıma geldi.

Yeni sezon bugün başlıyor. Transferler konuşuluyor, milyarlarca liralık bütçeler açıklanıyor, sponsorluk görüşmeleri yapılıyor. Bir yandan da kulüplerin borçları büyümeye devam ediyor. Acaba Türkiye gerçekten sürdürülebilir bir futbol ekonomisi mi kuruyor, yoksa futbolun yarattığı toplumsal baskı nedeniyle kaynaklarını verimsiz alanlara mı yönlendiriyor?

 "Eyvah" aslında neyin ifadesi?

Vahap Munyar’ın yazısında aktardığı Malatyalı iş insanının “Eyvah” tepkisi bence çok önemli. Anadolu’daki birçok iş insanının ortak duygusunu anlatıyor. Çünkü Anadolu’da bir takım üst lige çıktığında yalnızca taraftarın yükü artmıyor. Bir süre sonra şehirdeki iş insanlarının da kapısı çalınıyor. Sponsor olunuyor. Reklam veriliyor. Bağış isteniyor. “Şehrin takımına sahip çıkın” deniliyor. Yani, şehirdeki iş dünyası da kısa süre içinde kendisini yeni bir finansman döngüsünün içinde bulabiliyor. 

Bazen bu taleplerin Ankara’dan geldiği bile oluyor. Zaman zaman bu taleplerin siyasi veya bürokratik kanallardan gelmesi mümkün… “Falanca takıma destek olun, sponsor olun, reklam verin” şeklindeki taleplere karşı çıkmak ise özellikle Anadolu'da her zaman kolay değil. “Şehrinizin takımını yalnız bırakmayın,” gibi bir çağrıya sırt çevirmek bazı şehirlerde kolay değil. Çünkü konu kısa sürede ekonomik bir tercihten çıkıp sosyal ve hatta siyasi bir beklentiye dönüşebiliyor.

 Asıl sorun da burada........

© Ekonomim