Ekonominin harflerle imtihanı
Ekonomiyi bir harfle tanımlamak kolaydır ama o harfin içine milyonlarca insanın farklı hayatını sığdırmak o kadar kolay değildir. Bugün ABD’de K mı, C mi, E mi tartışması yapılıyor. Türkiye’de ise belki daha önemli bir sorumuz var. Ekonomi hangi harfe benziyor değil, hangi kesim için hangi harfe benziyor?
Türkiye’de K-şekli, yüksek enflasyon, ithal girdi bağımlılığı ve bozuk gelir dağılımıyla belirginleşiyor. Kur ve varlık fiyatlarındaki artış, bazı kesimlerin servetini büyütürken, ücret ve maaşla geçinenlerin satın alma gücü ise giderek daha azalıyor.
Bugün K’nın tamamen ortadan kalktığını söylemek kolay değil. Hatta Türkiye’de K’nın ABD’den daha sert yaşandığı dönemler oldu. Çünkü yüksek enflasyon, servet dağılımındaki bozukluk ve varlık fiyatlarındaki hızlı artış, gelirden çok servete sahip olmanın önemini artırdı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, “K-shaped economy” lafını duymaktan bıkmış. CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Kesin olarak söyleyebilirim ki K-şeklindeki ekonomi sona erdi” demiş. Ona göre ABD ekonomisi artık K değil, C şeklinde.
Bessent’in bıktığı K meselesi aslında bizi de bir süre hayli meşgul etmişti. Hatta mart ayında “K-tipi bir ekonomimiz var. Peki bu ne anlama geliyor?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Şimdi ABD’de tartışma yeniden alevlenip işin içine bir de C ve E harfleri girince, bizim K’nın yanına C ve E harflerini de koymak gerekiyor.
Önce şu K meselesini hatırlayalım.
K’nın üst kolu, alt kolu
K-şeklindeki ekonomi, ekonomide herkesin aynı yönde ilerlemediğini anlatıyor. Kriz veya dalgalanma sonrasında toplumun bazı kesimleri yukarı doğru çıkarken bazıları aşağı doğru gidiyor. K’nın üst kolu kazananları, alt kolu ise kaybedenleri temsil ediyor.
Kavram özellikle COVID-19 sonrasında yaygınlaştı. Pandemi sırasında teknoloji, finans ve bazı yüksek becerili meslekler hızla toparlanırken, hizmet, turizm ve düşük gelirli çalışanlar büyük kayıplar yaşadı. Yani ekonomi toparlanıyordu ama herkes aynı ekonomiyi yaşamıyordu.
ABD’de de son yıllarda benzer bir tablo ortaya çıktı. Yüksek gelirli kesimler servetlerini ve harcamalarını korurken, düşük gelirli tüketiciler hayat pahalılığıyla daha fazla mücadele etti. Hisse senedi ve konut gibi varlıklardaki değer artışından yararlanabilenlerle maaşından başka geliri olmayanların ekonomiyi aynı gözle görmesi zaten mümkün değildi.
Türkiye’de de K’nın izlerini fazlasıyla gördük. Türkiye gibi yüksek enflasyon ortamında olan,........
