menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Topal ördek metaforuna yeni bir bakış: Enflasyon muhasebesi

28 0
12.03.2026

Bağımsız Denetçi-Sürdürülebilirlik Denetçisi-E. KGK Uzmanı

2020 yılından itibaren uygulanan para ve maliye politikalarıyla beraber artan enflasyonun tüketici davranışları, tasarruf yöntemleri ve yatırım kararları dahil birçok ekonomik ve sosyal alanda etkileri oldu.

80’lerde ve 90’larda canavar olarak adlandırılan enflasyonun, finansal tablolara uğramaması beklenemezdi. Yalnız, sadece uğramakla kalmadı, tüm finansalları alt üst etti.

Akabinde, biraz gecikmeli de olsa, finansal tabloların daha anlaşılabilir hale gelmesi amacıyla hem Vergi Usul Kanunu (VUK) hem de bağımsız denetime tabi şirketler kapsamında 2023 yılı sonu itibarıyla enflasyon muhasebesi uygulamasına geçildi. Böylece mali tabloların satın alma gücü cinsinden yeniden düzenlenmesi sağlanarak finansal verilerin daha gerçekçi ve karşılaştırılabilir hale gelmesi hedeflendi.

Uluslararası arenada 2022 ilk çeyrek raporlarından itibaren yüksek enflasyonlu kabul edilmemize rağmen ülkemizde ertelemeli geçiş oldu. Bu erteleme kaynaklı olarak yurtdışına raporlanan finansallar ile ülkemizde açıklanan finansal tablolar arasında enflasyon farkı bulunuyordu. Bir yıl gecikmeli uygulamanın finansal tablolar üzerindeki aşınması belki başka bir yazının konusu olabilir.

Tabii bir de Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın vergi artışı beklentisi/hedefi vardı.

Nitekim enflasyon muhasebesi uygulaması, finansal tabloları daha analiz edilebilir hale getirdi getirmesine, ancak bu uygulama maliye politikası açısından maalesef bekleneni veremedi.

VUK kapsamında yapılan düzeltmeler sonucunda ortaya çıkan net parasal pozisyon zararları, pratikte birçok mükellefin vergilendirilebilir kazancını azalttı ve hedeflenenin aksine vergi gelirlerinde azalışa yol açtı.

Bunun üzerine, 7571 Sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanununa eklenen “Enflasyon Düzeltmesinin Uygulanmayacağı Dönemler” başlıklı geçici 37. maddeyle birlikte, 2025, 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde VUK tarafında enflasyon muhasebesi uygulanmayacağına karar verildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bu kararı aldıran vergi kaybı, aslında tamamen malumun ilamıydı.

Şöyle ki, finansal durum tablosunun (bilanço) yükümlülük tarafında alınan avanslar ile gelecek aylara/yıllara ait gelirler dışında parasal olmayan kalem bulunmaz. Hal böyle olunca, özkaynak tutarı kadar parasal olmayan varlığı bulunmayan şirketler, parasal pozisyon zararı ile karşı karşıya kalırlar. Nitekim öyle oldu ve uygulamadan vazgeçildi.

Buraya kadar enflasyon muhasebesine ilişkin yaşanan süreci özetlemeye çalıştım (Kaldı ki, bu konuya ilişkin hali hazırda çok kıymetli yazılar da yazıldı).

Aslında benim ilgilendiğim konu şu:

Bizi hangi sonuçlar bekliyor?

VUK tarafında endekslenip bağımsız denetim tarafından endekslenmeyen topal ördek misali finansallar Şirketlere hangi kararları aldıracak?

2023–2024: Ayrışmanın Kaynağı

Önce uygulamanın hayata geçirildiği ilk dönemlerde bize getirdiklerini inceleyelim;

Enflasyon muhasebesinin uygulandığı 2023 ve 2024 dönem sonlarında VUK ve bağımsız denetime tabi finansal tablolar arasında (TMS/TFRS bazlı finansal tablolar) ÜFE-TÜFE endeks farkı çarpanı kadar net parasal pozisyon kazanç/kaybı farkı oluştu.

Peki neden böyle bir farkla karşı karşıya kaldık? Açıklayalım…

01/01/2020 tarihinde edinilen ya da yüklenilen parasal olmayan bir kalemin 31/12/2024’teki endeks katsayısı ÜFE ve TÜFE için sırasıyla 8,10 ve 6,01 olarak hesaplanıyor. Böylece, 100.000 TL’ye alınan bir arsanın veya yüklenilen avansın, 2024 dönem sonundaki değeri (31/12/2024 satın alma gücüne göre) ÜFE ve TÜFE için sırasıyla 810.000 ve 601.000 TL olarak belirleniyor.

Görüldüğü üzere, 2024 dönem sonu itibarıyla VUK tarafında (ÜFE uygulanıyor) pozitif yönlü bir fark göze çarpıyor. Bu durum, Şirketlerin (özkaynak tutarı kadar parasal olmayan varlığı olmayan)  VUK finansal tablolarında TMS/TFRS’ye kıyasla daha fazla parasal pozisyon zararı raporladığının bir göstergesi.

2025: Durum Değişti-Zoraki Yakınsama

Alınan kararla birlikte, 2025 dönem sonu itibarıyla VUK tablolarda enflasyon muhasebesi uygulanmayacak ve bundan böyle finansallar 2024 yılı dönem sonundaki satın alma gücüne göre düzenlenecek (aksine bir karar alınana kadar). TMS/TFRS tarafında ise mevcut uygulama devam ediyor (yıllık TÜFE “1,31” esas alınacak).

Bu doğrultuda örnekte yer alan 100.000 TL’lik parasal olmayan hesap kaleminin çarpım endeks katsayısı TÜFE’de 7,87’ye çıkıyor ve 2025 dönem sonu TÜFE, 2024 dönem sonu ÜFE katsayısına yakınsıyor. Bu sayede, (açılış bilançosunda geçmiş yıl karlarında raporlanan parasal kazanç veya kayıp dahil) her iki tarafta da parasal kazanç veya kayıp tutarının neredeyse eşit hale gelmesini bekliyoruz.

Bu düzeltmelerin tabii ki bir de ertelenmiş vergi ayağı bulunmakta. Bildiğimiz gibi, ertelenmiş vergi, varlık ve yükümlülüklerin vergiye esas (VUK) değeri ile defter (TMS/TFRS) değeri arasındaki geçici farktan hesaplanıyor. Bu hesaplama, doğrudan varlık ve yükümlülükler bazında yapılmakta olup, özkaynaklar bu hesaplamaya dahil edilmiyor.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, yükümlülük tarafında, alınan avanslar ile gelecek aylara/yıllara ait gelirler dışında parasal olmayan kalem sayısı oldukça sınırlı. 2024 dönem sonu itibarıyla, varlıkların VUK değerlerinin TMS/TFRS değerlerine kıyasla daha yüksek olması sebebiyle şirketler, önemli tutarda ertelenmiş vergi varlığı raporladı.

2025 yılında ise uygulamadaki farklılık neticesinde; TMS/TFRS kapsamında varlıkların defter değerleri TÜFE bazlı enflasyon düzeltmesi ile artarken, VUK tarafında vergiye esas değerler sabit kalacak. Böylece, önceki dönemlerde oluşan geçici farklarda azalma ve buna bağlı olarak ertelenmiş vergi varlıklarında gözle görülür bir düşüş bizi bekliyor olacak.

2026 ve Sonrası: Yeni Bir Ayrışma

Yukarıda da belirttiğim üzere, 2025 yılı sonu itibarıyla katsayılar birbirine yakınsıyor (TÜFE’nin genelde ÜFE’yi takip ettiği, uzun vadede de bu farkın kapandığı malum). Ancak, 2026 ve sonrası dönemlerde TMS/TFRS tarafında enflasyon muhasebesi uygulamasının devam etmesi durumunda, finansallardaki enflasyon etkisi yıllık enflasyon oranı kadar (bu sefer tersine bir şekilde) tekrar farklılaşacak. Pratikte karar alırken bu farklılaşmayı hissedeceğiz.

Örneğin, TTK 376’da yer alan sermaye ve yasal yedek toplamının özkaynaklar nezdinde karşılıksız kalıp kalmadığının değerlendirilirken, VUK ve TMS/TFRS özelinde çok farklı sonuçlar karşımıza çıkacak.

Diğer taraftan kar dağıtımı mevzuu… Evet, mevzuat uyarınca ticari karı dağıtacağız ama bu kar bilindiği üzere mali karı geçmeyecek. VUK’ta baz alınan satın alma gücü tarihi ile TMS/TFRS’deki farklı. Birbiriyle farklı tarihlerdeki satın alma gücüne göre hazırlanan finansalları karşılaştırarak ne denli makul bir sonuç çıkaracağız?

Peki, topal ördek nasıl yürüyecek?

Nereden bakılırsa yönetilmesi ve sürdürülebilmesi zor bir süreç bizi bekliyor.

Biz de karar alıcıları…

NOT: Bir öncekinde, enflasyon muhasebesi uygulamasına VUK ve TMS/TFRS için aynı dönem itibarıyla son verilmiştir (1 Ocak 2005). O yıllarda yüksek enflasyonlu ekonomi sayılma koşulları henüz sağlanmadan çıkış yapıldı. Hatta “enflasyon muhasebesi uygulamaya başladık, enflasyon ortadan kalktı” şeklinde mizahi olarak da yaklaşıldı.


© Ekonomim