Diyarbakır’ın birikimleri heba edilmemeli
Mikrocoğrafya dinamiklerini anlamadan, mikrocoğrafya ritmini yakalamadan bir şehrin günün koşullarına uygun gelişme yaratması güçtür. Yiwu’da olduğu gibi, pazar-şehir, fabrika-şehir, dünya-şehir, ülke-şehir bağlamı karar süreçlerinde değerlendirilmeli.
Bir önceki yazıda Diyarbakır’ı değerlendirirken dayanak noktası olarak Çin’de Yiwu uygulamalarını seçtiğimizi paylaştık. Burada anlatılanlardan “anlamlı sonuçlara” ulaşmak isteyenler Yiwu uygulamalarına orijinal metinden ve paylaştığımız özetten bir kez daha bakarak zihinlerinde diri tutmalı, dayanak noktası yaparak saptamalarımızı eleştirel akıldan geçirmeli.
Fiziki sermaye stoku
Diyarbakır’da tekstil ve hazır giyim alanında bir merkez oluşturmak amacıyla, bir dizi destek sağlanarak önemli bir fiziki sermaye stoku yaratıldı. Özel İhtisas OSB yatırımı yapılarak, sektörün uygun ölçekte ve etkili akış yaratabileceği yer tahsisleri yapıldı.
OSB’de inşaatı tamamlanan yapılar, sektörde uygulanan son teknolojilere göre uygun hatlar ve çalışma koşulları dikkate alınarak tasarlandı. Çok yakın zamanlarda yapılmış olan yer tahsisleri ve uygun yapıların kısa zaman sonra işlevsiz kalması yöre insanında ve gelişmeleri yakından izleyen herkeste hayal kırıklığı yarattı. Daha uzun dönemli bir gelecek yaratma motivasyonuyla yörede yatırım yapanların “belirsizlik koşullarında” önlerini göremez hale geldi.
Bir günah keçisi aramak için değil, nerede ve niçin yanlış yaptığımızı anlamak ve aynı yanlışları tekrarlamamak için oluşturulan fiziki sermaye stokunun bugünkü durumunu değerlendirmeli, birikimleri heba etmemeliyiz.
Yatırım motivasyonları
Diyarbakır’da oluşturulan OSB’de kısa zamanda “yatırım ve üretim kültüründeki” kazanımlar önemli. Başlangıçta yörede küçük atölye denemeleri vardı. Teşviklerle fiziki sermaye stoku oluşunca diğer üretim merkezlerinden yöreye gelen yatırımcılar atölyelerin iyi yetişmiş işgücünü transfer etti. Ayrıca, kırsal kesimden gelen birçok insan istihdam edilerek, tarla düzeninden fabrika düzenine geçiş için ciddi eğitimler yapıldı. İnsan-makine, insan-zaman, insan-iş özeni gibi daha bir dizi alanda yöre insanı gelişti: Belli bir işgücü kalitesi düzeyine erişildi.
Yöreye gelen iş insanlarını motive eden üç etken vardı: Birincisi, işgücü maliyetlerinde Diyarbakır bir geçiş bölgesi olarak görüldü. İkincisi, verilen teşvikler fiziki koşulları uygun işyerine sahip olma imkanı yaratıyordu. Üçüncüsü, “hemşehrilik etkisi” dediğimiz duygusal kendini kanıtlamanın yönlendiriciliği de etkili oluyordu. Diyarbakır’daki oluşum, duygusal içeriği kadar rasyonel hesaplamalarla uygun bir geçişe uygun gözüküyordu.
Yatırımlarda sadece arsa ve bina bedellerini değil, işinin asgari koşullarını bilen işgücü yetiştirilmesinin bedellerini de hesaplamak........
