Fonlarda güveni yeniden nasıl kuracağız?
Bugün yaşanan sürecin en önemli riski, birkaç fonda yaşanan sorunun tüm fon piyasasına yönelik kalıcı bir güvensizliğe dönüşmesi... Bunu engellemenin yolu sorunu küçümsemek veya üzerini örtmek değil; doğru anlatmak, şeffaf yönetmek ve aynı sorunların tekrarını önleyecek adımları atmak.
Fonlar yatırımcı açısından hâlâ çok değerli araçlar. Profesyonel yönetim, çeşitlendirme ve farklı varlık sınıflarına düşük tutarlarla erişim imkânı sağlıyor. Ancak piyasa büyüdükçe risk yönetiminin, gözetimin ve yatırımcı okuryazarlığının da aynı hızla gelişmesi gerekiyor.
Fon piyasasında son günlerde yaşanan para çıkışları, bazı fonlarda ödeme gecikmeleri ve tasfiye süreçleri yatırımcı güvenini ciddi şekilde zorladı. Özellikle sosyal medyadaki bilgi kirliliği, birçok yatırımcıda “fonlara artık güvenilmez” algısının güçlenmesine neden oldu.
Bu algıyı hafife almamak gerekiyor. Çünkü yatırım fonları güven üzerine büyüyen bir piyasa. Yatırımcı, parasının profesyonel yönetildiğini, varlıkların ayrı saklandığını, kuralların çalıştığını ve gerektiğinde doğru bilgilendirileceğini bilmek ister. Bu güven zedelendiğinde sorun yalnızca birkaç fonla sınırlı kalmaz; fon piyasasının geneline yönelik tereddüt oluşur.
Bugün yaşadığımız tabloyu tüm fon piyasasına mal etmek doğru olmaz. Sorunun merkezinde sınırlı sayıda fon ve birkaç kurum bulunuyor. Ancak fon piyasası güvene dayalı büyüdüğü için, bu sınırlı alanda yaşanan sorun bile yatırımcı algısında çok daha geniş bir etki yaratabiliyor. Birkaç fonda yaşanan ödeme gecikmesi veya tasfiye süreci, sosyal medyadaki bilgi kirliliğiyle birleştiğinde “fonlara güvenilmez” gibi genelleyici bir algıya dönüşebiliyor. Asıl risk de burada başlıyor.
Bu nedenle yapılması gereken, fon piyasasının tamamını zan altında bırakmak değil; sorunun nerede oluştuğunu doğru tespit etmek ve benzer sorunların tekrar etmesini engelleyecek çerçeveyi güçlendirmek. Çünkü son yıllarda fon piyasası hızlı büyüdü, yatırımcı sayısı arttı, bazı fonlar kısa sürede çok büyük hacimlere ulaştı. Bu büyüme önemli bir kazanım olmakla birlikte, özellikle hızlı büyüyen, belirli varlıklarda yoğunlaşan ve likiditesi sınırlı kıymetler taşıyan fonlarda gözetim, risk yönetimi ve yatırımcı bilgilendirmesinin de aynı hızla güçlenmesi gerekiyor.
Aslında bu risklerin bir bölümü daha önce görünür hale gelmişti. 13 Ağustos 2025 tarihli “Getirinin peşinde koşmak: Serbest fonlarda risk ve gerçekler” başlıklı EKONOMİ gazete yazımda, bazı serbest fonlarda sınırlı sayıda hisseyle üretilen yüksek getirilerin yeni para girişini artırdığını, yeni paranın aynı hisselere yönelmesiyle döngünün güçlendiğini ancak piyasa tersine döndüğünde düşüşlerin de hızlanabileceğini yazmıştım. O yazıdaki ana soru şuydu: “Bu strateji hangi koşullarda, ne kadar risk alarak kazandırdı?”
29 Ekim 2025 tarihli “Para piyasası fonlarında yeni ayrışma: Getiriyi artıran piyasa farkı” başlıklı yazımda ise para piyasası........
