Türkiye tasarladığı enerji koridoru olmaktan uzaklaşıyor
Şu anda Amerika’nın, Rusya ile ticarete getirdiği muhtelif kayıtlar nedeniyle Rus gazına olan talep düştüğünden, sadece Mavi Hat, o da kısmen kullanılabilmektedir. İyi bir müşteri olan Türkiye’nin bile Rusya’dan almakta olduğu gaz gün geçtikçe azalmaktadır.
Şayet bir dönem öncesi düşünceleri hatırlayacak olursanız, Türkiye’nin hem Doğu ve Batı’yı ilişkilendiren bir enerji koridoru olmak hem de doğalgaz fiyatlarını belirleyici bir konuma gelmek istediğini aklınıza getirmek zor olmayacaktır. Üzerinden çok zaman geçti ama unutmak mümkün değil: Türkler uzun bir mücadele vermişler ve sonunda Azeri petrolünü dünya piyasalarına ulaştıracak Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının inşasını herkese benimsetmişlerdi. Zaman içinde Hazar’ın kuzeyinde çıkarılacak Kazak petrolünün büyük bir bölümünün de bu hatta bağlanabileceği düşünülmüştü. Sağlanan, küçümsenmeyecek düzeyde bir başarıydı. En son aşamada, Birleşik Devletler de Türkiye’nin daha güvenilir bir ulaşım yolu olduğuna ikna edilmiş, yarışı beklenmedik bir şekilde Türkiye kazanmıştı.
Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı, bir model oldu
Türkiye’nin enerji nakli için bir merkez olması düşüncesi bu ilk hattın inşasından sonra daha da ileriye götürüldü. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı adeta bir model olmuş, ardından başlangıçta Azeri fakat ardından İran, belki Türkmen gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak TANAP hattının inşasına geçilmişti. Bu hat gazı Yunanistan’a götürecek, oradan gaz İtalya’ya nakledilerek muhtelif alıcılara sevk edilecekti. Sanıyorum, bu projenin önemli bir boyutu da daha önceleri Avrupa’da geliştirilmiş olup ülkemiz üzerinden gazın doğrudan Viyana’ya geçmesini, oradan Orta Avrupa’ya dağıtımı öngören Nabucco projesini devreden çıkarması idi.
Türkiye’nin dünyanın enerji merkezlerinden biri olması iddiası burada da bitmiyordu. Türkiye Irak petrolünün de Kerkük-Ceyhan Boru hattının kullanılması yoluyla dünya piyasalarına ulaştırılmasını istiyordu. Ülkemiz Irak’ta hüküm süren istikrarsızlığın yatışmasını beklemeden Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KRG) ile anlaşma yoluna gitmiş, o bölgede çıkan petrolün dünya piyasalarına verilmesini sağlamıştı. Irak Merkezi Hükümeti petrolün aslında kendisine ait olduğunu ileri sürerek, yapılanı Londra’daki hakemler heyetine şikayet edince Türkiye ve KRG Irak’a oldukça yüksek bir ceza ödemeye mahkum edildiler. Bu cezalar pazarlıkla ödendi, belki yeni cezalar da ödenecek ama şimdi de Türkiye, Irak petrolünün Ceyhan üzerinden dünyaya sevkini sağlıyor. Olaya Irak hükümeti açısından bakacak olursanız, dünyaya petrol satışından elde edecekleri gelir ihmal........
