menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eski krizler, yeni fikirler

32 0
11.11.2025

1994 Krizi tuhaf bir olaydı. Esasen 1993 yılının tümü tuhaftı. Ekonomiden bakarsak, kamu maliyesinin bozulmasından başlayan stresli bir süreç ağustos ayında Çiller’in anlaşamadığı Saraçoğlu’nun gidişiyle tuhaf bir yöne evrilmeye başladı. Faizleri düşürme takıntısı (veya “gibi görünen”) bir dizi ihale atlama sonunda Rusya semalarından para bulduğunu müjdeleyen Çiller’in “beynimin yarısı” dediği Osman Ünsal’ın süper haberiyle süreç felakete dönüştü. 30 Aralık 1993’te TCMB satış kuru USDTRY 14.38 iken 7 Nisan günü 39.93 olmuştu. Yüksek bulunan faiz en son yüzde 86,7 iken 5 Nisan kararlarıyla birlikte çıkarılan 406,25 bileşik faizli tahvil ile tepe noktasına çıktı. Sonuçta 1994 yılı ortalama Hazine borçlanma faizi yüzde 158’e, enflasyon 1993’teki yüzde 65 yerine yüzde 106’ya çıkarken ekonomi eksi 6 büyüdü (küçüldü). Kur 22 Nisan IMF anlaşmasıyla ancak geriledi ve 29,5’e düştü. Ancak enflasyon kadar kur politikası ve kur-faiz-enflasyonu birlikte götürme kararının da etkisiyle 1994 30 Aralık günü yine de 38,49 idi.

Bu öyle tuhaf bir öyküydü ki yıla 14,5’ten girip 38,5 ile kapatmak yetmiyormuş gibi bunu başarabilmek için ortalamada iki katına yakın faiz ödendi, bir de 406 bileşikle süper bono çıkarıldı. 2001 Krizine giden yolun taşları döşenmeye başlandı. Dolar/TL değiş tokuşunu zamanında yapabilenler için TL bazında 7-8 kat arası kazanç fırsatı sunan müthiş bir mekanizmaydı. Maliyeti 20 milyar USD kadardı; bugün için karşılığı en az 100 milyar USD diyebiliriz. Gerçi 1987 sonrası DİBS çıkarımı çok artınca bunu satın alacak yabancılara ihtiyaç duyulmuştu ve erken olduğu çok yazılan 1989’daki 32 sayılı karar böyle geldi. O zamanın........

© Ekonomim