menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tüketici de üretici de yavaşlama ve enflasyon diyor

27 0
25.03.2026

Türkiye ve ABD’nin büyümeyi önceleyen bir politika setine yönelmesi muhtemel görünürken, Avrupa’nın daha çok enflasyonla mücadeleye odaklanması olası bir senaryo olarak öne çıkmaktadır. Önümüzdeki dönemde para politikalarının yönü, bu ikilem çerçevesinde şekillenecektir

        Ortadoğu’da yaşanan savaş, maalesef büyük belirsizlikler ve artan risklerle devam ediyor. Son bir ayda özellikle ABD’den ve Donald Trump’tan gelen açıklamalar piyasalarda sert iniş çıkışlara yol açmış olsa da, savaşın fiilen sona ermemesi ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi mevcut kaotik tabloyu daha da derinleştiriyor. Bu durum yalnızca bölgesel bir güvenlik meselesi olmaktan çıkmış, küresel ekonomi açısından belirleyici bir risk unsuruna dönüşmüş durumda.

Savaşların ekonomi üzerindeki etkisi tarihsel olarak oldukça nettir: Üretimde daralma ve enflasyonda artış. Yani savaşlar, doğası gereği ekonomileri stagflasyonist bir sürece sürükleme potansiyeline sahiptir. Bugün içinde bulunduğumuz sürecin en kritik farkı ise bu etkinin, küresel enerji ve gıda arzının en önemli geçiş noktalarından birinde ortaya çıkıyor olmasıdır. Dünya petrolünün, doğalgazının ve nitrojen bazlı gübrelerin yaklaşık %-30’unun geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksama, yalnızca fiyatlar üzerinden değil, küresel üretim zincirleri üzerinden de çok katmanlı bir etki yaratmaktadır.

Bu çerçevede artık küresel ekonomide stagflasyon riskinin teorik bir tartışma olmaktan çıkıp giderek daha somut bir olasılık haline geldiğini söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde temel soru, bu sürecin ne kadar süreceği ve ne ölçüde derinleşeceği olacaktır. Hafif bir büyüme kaybı mı, orta ölçekli bir stagflasyon süreci mi yoksa daha sert ve kalıcı bir ekonomik kırılma mı yaşanacak sorusunun cevabı, büyük ölçüde savaşın süresi ve enerji arzındaki kesintinin boyutuna, Hürmüz boğazındaki kapanmanın süresine bağlı olacaktır. 

Enerji fiyatlarındaki artış beklenti kanalıyla da ekonomileri etkiliyor

Küresel ölçekte bakıldığında, enerji fiyatlarındaki artış yalnızca doğrudan maliyet kanalıyla değil, beklenti kanalıyla da ekonomileri etkilemektedir. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, üretim maliyetlerini artırırken aynı zamanda firmaların fiyatlama davranışlarını ve tüketicilerin enflasyon beklentilerini de yukarı çekmektedir. Bu durum, merkez bankalarının uzun süredir mücadele ettiği enflasyon beklentilerini yeniden bozabilecek bir risk yaratmaktadır. Dolayısıyla yaşanan gelişmeler, sadece bugünün enflasyonunu değil, geleceğin enflasyon dinamiklerini de şekillendiren bir nitelik taşımaktadır.

Türkiye ekonomisine döndüğümüzde, savaşın etkilerinin hem tüketici hem de üretici tarafında algılar ve........

© Ekonomim