menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sermaye piyasalarındaki sarsıntının makroekonomik etkileri

20 0
21.10.2026

Sermaye piyasalarında yaşadığımız sarsıntı bir ayını geride bırakıyor. Yaklaşık 500 bin mağdur ve 20 milyar dolarlık fon büyüklüğü üzerinden ilk etkilerini ortaya koyduğumuz tablo, dolaylı etkilerle daha büyük bir maliyet ve ikincil etkilerle daha yaygın bir makroekonomik etki oluşturmaya başlamış görünüyor.

Hisse senedi piyasamızdaki düşüş, gelişmekte olan ülkeler endeksinde Türkiye hisselerine yönelik kısmi dondurma kararıyla geçtiğimiz günlerde daha büyük boyutlara ulaşmaya başladı. Piyasa değerindeki kaybı dikkate aldığımızda, doğrudan fon etkisinin belki üç-dört katına çıkabilecek bir servet kaybından söz etmek mümkün. Bununla birlikte, borsadaki düşüşün kalıcı olacağını varsaymak çok gerçekçi değil. Ancak hızlı bir toparlanma olacağını öngörmek de çok gerçekçi görünmüyor.

MSCI'dan gelen açıklamalar, Haziran 2027'ye kadar Türk sermaye piyasalarında her anlamda normalleşmenin sağlanması gerektiğine dair net bir sinyal veriyor. İşin pozitif tarafından bakacak olursak, bunun tersinin Türkiye ekonomisinin yatırım yapılabilir statüsünü kredi notları açısından da olumsuz etkileyebileceğini dikkate aldığımızda, ekonomi yönetiminin tüm gücüyle bu noktaya düşmemek için gereken adımları atacağını ve normal statüye dönme ihtimalimizin yüksek olduğunu düşünebiliriz. Bununla birlikte, gelecek yılın haziran ayına kadar yaklaşık dokuz aylık bir süre olduğunu, bu kararı öne aldırmak için çok hızlı adımlar atılsa bile aylar sürecek bir normalleşme sürecinin piyasayı etkileyeceğini düşünmek yanlış olmayacaktır.

İç talepte yavaşlama belirginleşiyor

Diğer taraftan, makroekonomik değişkenlere baktığımızda gidişatla ilgili bazı değerlendirmeler yapabilecek verilere sahip olmuş durumdayız. Son dönemde sıkça dile getirildiği ve Merkez Bankamızın da vurguladığı gibi, yaşananların bir servet kaybını ve potansiyel servet kaybı riskini gündeme getirmesi nedeniyle iç talepte hissedilir bir yavaşlamaya yol açtığını net bir şekilde gördük.

Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi'nin eylül ayı ön ve nihai endekslerinde çok açık şekilde ortaya çıkan tüketim eğilimindeki yavaşlama, kredi kartı harcamalarından otomobil ve konut satışlarına kadar birçok öncü göstergede kendisini benzer yönde gösterdi.

İç talebi yüksek frekanslı veriler çerçevesinde izlediğimiz, internet üzerinden yapılan harcamalar dahil, vergi ve BES ödemeleri hariç toplam kredi kartı harcamalarının son dört haftalık hareketli ortalamasının yıllık değişimine baktığımızda, yavaşlamanın eylül ayında biraz daha hızlandığını ve son verilerle yüzde 37'ye gerilediğini görüyoruz. Yine öncü göstergelerden izlediğimiz otomobil ve konut satışlarında da benzer bir tablo olduğunu görüyoruz. Yılın ilk........

© Ekonomim