menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Evdeki hesap çarşıya uymayınca: İran savaşı...

25 0
18.03.2026

Görünen o ki hem ABD hem de İsrail -önceki olayların sonuçlarından cesaretle- “mutlak zafer” beklediler. Ancak şimdi dokunulmazlık imajları zayıfl ıyor. Açıkçası, İsrail Devleti nasıl kurulduysa aynı yöntemlerle yok olabilir.

İran rejiminin hızla çökeceği beklentisi gerçekleşmedi, İran’ın vekalet savaşları için hazır tuttuğu ağın etkisi küçümsendi, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerjideki merkezi rolü yeterince hesaba katılmadı ve savaşın net bir stratejik hedefi olmadığına dair eleştiriler güçlendi.

Trump yönetimi İran’ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde yok edildiğini iddia etti. Ancak bağımsız değerlendirmeler, İran’ın nükleer programının tamamen ortadan kaldırılmadığını; en iyi ihtimalle birkaç yıl geriye atıldığını gösterdi.

    Herhangi bir operasyon askeri bakımdan ne kadar güçlü olursa olsun, arkasındaki stratejik hesaplama eksikse sonuçlar beklenenden çok daha karmaşık olabilir. Birçok stratejist ve güvenlik uzmanı, Trump ve Netanyahu’nun İran’a karşı başlattığı savaşta tam olarak bunun yaşandığını savunuyor. Planları askeri güce dayanıyordu, ancak Ortadoğu gerçekliği çoğu zaman askeri planların ötesindedir.

İnsan öldürmekten keyif aldıkları açıkça belli olan bu kişilerin göz ardı ettiği veya yanlış değerlendirdiği birkaç kritik unsur kısa sürede ortaya çıktı. Bunların başında İran rejiminin hızla çökeceği beklentisi geliyordu. Operasyonun temel varsayımlarından biri, İran’ın üst düzey liderliğine yapılan saldırıların devlet yapısını zayıflatacağı ya da rejimi devireceğiydi. İran’ın dini liderine ve birçok üst düzey yetkiliye yönelik saldırılar bu stratejinin parçası olarak görüldü. Ancak beklenen olmadı: İran devleti çökmek yerine hızla yeni bir liderlik oluşturdu ve savaş kapasitesini sürdürdü. Bu durum, Ortadoğu’daki siyasal yapıların nasıl işlediğini bir kez daha gösterdi; bölgedeki rejimler genellikle tek bir lidere değil, ideolojik temellere ve güçlü güvenlik ağlarına dayanır. İran bunun tipik bir örneği oldu.

Bir diğer yanlış hesap ise İran’ın bölgesel etki ağının küçümsenmesiydi. İran sadece kendi sınırları içinde hareket eden bir devlet değil; geniş bir bölgesel etki ağına sahip. Lübnan’daki Hizbullah, Irak’taki Şii milis grupları, Yemen’deki Husiler ve Suriye’deki İran bağlantılı milisler bu ağın önemli parçaları. Savaş başladığında bu grupların devreye girmesi çatışmayı tek cepheli bir savaştan çok cepheli bir bölgesel çekişmeye........

© Ekonomim