menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Davos’tan COP31’e: İş dünyası için yeni dönemin 10 kritik eşiği

9 0
30.01.2026

Davos 2026, bize şunu söylüyor: Dünya daha sakin olmayacak, ama daha net olacak. COP31 süreci ise Türkiye için bu netliğin sahaya yansıdığı bir sınav alanı. İş dünyası açısından mesele artık “hazır mıyız?” değil; “ne kadar hızlı ve ne kadar birlikte hareket edebiliyoruz?” Belirsizlik çağında rekabetçiliği belirleyecek olan şey, sürdürülebilirliği ertelemek değil; onu işin merkezine alabilmek olacak.

2026, küresel sürdürülebilirlik ajandasında bir eşik yılı olarak başladı. Artık niyet beyanlarının değil, dayanıklılığın test edildiği bir dönemin içindeyiz. Bu tablo, Davos 2026 Zirvesi’nde de tüm açıklığıyla ortaya çıktı. Jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, teknolojik rekabet ve yapay zekânın hızla genişleyen etkisi, iş dünyasının manevra alanını daraltırken; sürdürülebilirlik gündemi de daha sert bir gerçekçilikle yeniden ele alınıyor.

Bu yıl Davos’ta öne çıkan çerçeve, sürdürülebilirliği bir “etik tercih” olmaktan çıkarıp, doğrudan rekabetçilik ve kurumsal dayanıklılık meselesi olarak konumlandırıyor. Özellikle su güvenliği ve enerji dönüşümü, bu yeni dönemin en kritik başlıkları olarak öne çıkıyor. Zirvede “Mavi Davos (Blue Davos)” olarak adlandırılan yaklaşım, suyu artık çevresel bir başlık olmanın ötesine taşıyarak, tüm sektörler için stratejik bir risk ve yatırım alanı olarak tanımlıyor.

Aynı dönemde yayımlanan 2026 Küresel Riskler Raporu ise dezenformasyon, jeoekonomik gerilimler ve parçalı yönetişim yapılarının şirketler için ciddi bir kırılganlık yarattığını ortaya koyuyor. Kısacası tablo net: Belirsizlik kalıcı, riskler iç içe ve beklemek için zaman yok.

COP31’e giden yol: Türkiye için stratejik bir test alanı

Bu küresel arka plan içinde,........

© Ekonomim