menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Dayanıklılık sermayesi: Ekonominin yeni sigortası”

25 0
20.08.2026

Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç, girişim sermayesini yalnızca yüksek risk-yüksek getiri denklemiyle değil, ekonominin geleceğine yönelik bir “dayanıklılık sermayesi” olarak tanımlıyor. Tarımdan yapay zekâya, robotikten enerjiye uzanan yatırımları geleceğin ekonomik maliyetlerini bugünden azaltmanın aracı olarak gören Kılıç, “Yaratıcı yıkım çağında ekonomiler ikiye ayrılacak: Dönüşümü finanse edenler ve dönüşümün maliyetini ödeyenler” diyor. Türkiye’nin hangi tarafta yer alacağını ise bugün sermayenin nereye yönlendirileceği belirleyecek.

Kaybetme ihtimaliyle mi, yoksa yatırım yapmadığınızda kaybedeceklerinizle mi? Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç’ın girişim sermayesine bakışı bu noktadan başlıyor. Ona göre girişim sermayesini yalnızca gelecek vadeden şirketleri bulup finanse eden bir yatırım modeli olarak görmek artık yeterli değil. Sermayenin yeni görevi, ekonominin kırılgan olduğu alanları bulmak ve bu kırılganlıkları azaltacak teknolojileri henüz erken aşamadayken desteklemek. Tarımda su stresini azaltan teknolojiden enerjide dışa bağımlılığı düşürecek çözümlere, sanayide robotik ve yapay zekâdan, kritik altyapılara kadar yatırım yapılacak alanları da bu nedenle yalnızca “nerede büyüme var?” sorusu belirlemiyor. “Gelecekte en büyük maliyet nerede oluşacak ve bunu bugünden nasıl azaltabiliriz?” sorusu yatırım kararının bir parçasına dönüşüyor. Bu yaklaşım, Letven’in yatırım modelini klasik fon mantığının dışına taşıyor. VLabs ile gerçek problem sahada bulunuyor, Venture Studio ile çözüm şirkete dönüşüyor, girişim sermayesiyle büyüme finanse ediliyor; ardından üretim ve ihracat devreye giriyor. “Yaratıcı yıkım çağında ekonomiler ikiye ayrılacak: Dönüşümü finanse edenler ve dönüşümün maliyetini ödeyenler” diyen Kılıç’ın yorumları şöyle:

Yastık altından üretken sermayeye

“Letven Capital’in bugün 12 milyar TL büyüklüğe ulaşmış olması bizim için yalnızca finansal bir ölçek göstergesi değil. Sekiz girişim sermayesi fonuyla ulaştığımız bu büyüklüğün arkasında 2025 yılında ortaya koyduğumuz somut performans var. Altınay Savunma Teknolojileri’ndeki yüzde 12 payımızı 1,6 milyar TL›ye satarak ilk exit’imizi gerçekleştirdik; hemen ardından yaklaşık 1 milyar TL yeni yatırım topladık. Ölçek; güven, kurumsal kapasite, tekrar yatırım kabiliyeti ve daha uzun vadeli tematik fonlar kurabilme gücü demek. Türkiye’de yaklaşık 23,8 trilyon TL’lik finansal varlığın yüzde 88,2’si mevduat ve yastık altında tutulurken, sigorta ve emekliliğin payı yalnızca yüzde 2,9, yani 0,7 trilyon TL. Buna karşılık OECD’nin 2024 verilerinde emeklilik varlıkları OECD genelinde GSYH’nin yüzde 95,2’sine, Kuzey Amerika’da yüzde 153,6›sına ulaşmış durumda; Türkiye’de GSYF portföyü ise Mart 2026 itibarıyla 447,9 milyar TL ve 2025 GSYH’sinin yaklaşık yüzde 0,7’si düzeyinde. Önümüzde gidecek çok yol var. BES ve diğer kurumsal tasarrufl arın ölçülü, çeşitlendirilmiş ve güçlü yönetişimle GSYF’lere daha fazla katılması, bireysel tasarrufu sabırlı ve üretken sermayeye dönüştürür; girişimlerin ölçeklenmesini, sağlıklı exit piyasalarının oluşmasını ve sermaye piyasalarının derinleşmesini hızlandırır.”

Letven, sektörler arasında değer zinciri kuran bir platform

“Türkiye’de girişim sermayesi hâlâ çoğu zaman riskli veya  erken aşamaya  özgü bir finansman aracı olarak görülüyor.

Oysa bizim yaklaşımımızda girişim sermayesi; serveti sermayeye, sermayeyi üretime, üretimi teknolojiye, teknolojiyi de kalıcı ekonomik değere dönüştüren bir mekanizmadır. Bu nedenle Letven’i yalnızca yatırım yapan bir kurum değil, sektörler arasında değer zinciri kuran bir platform olarak konumluyoruz. Bu platformun çalışma modeli de net: Lab Venture Studio VC ........

© Ekonomim