Ya bir de dezenflasyon programı uygulanmasaydı!
Edebiyatta ve tiyatroda “oyun içinde oyun” diye nitelenen bir anlatma tekniği, bir yöntem vardır. Bütünü oluşturan oyuncular, karakterler, bütünün içinde kalmak kaydıyla küçük küçük farklı hikayeler anlatır.
İşte Türkiye de siyasette bunun benzerini yaşıyor.
Bütün değişmiyor; çeyrek yüzyıla yaklaşan bir süredir aynı iktidar işbaşında. İktidarın temel ekonomi politikası da aynı ama zaman zaman sanki başka iktidardan devralınmış gibi eski uygulamaların eleştirilere de konu olduğu daha farklı politikalara geçiliyor, farklı yöntemler ve yollar tercih ediliyor.
İşte Haziran 2023’te başlatılan ve üç yılı geride bırakan dezenflasyon dönemi…
Bu dönemde eski uygulama kısmen sözlü olarak, daha fazla da uygulama yönüyle açık açık eleştirildi. Faiz indiriminden vazgeçildi ve tersi yapılmaya başlandı. Kurun baskılanması bir süreliğine sona erdirildi.
Hele hele kur korumalı mevduat uygulaması (tabii ki bu kelimelerle ifade edilmemekle birlikte) adeta bir baş belası olarak nitelendi. KKM gerçekten öyleydi, değildi; o ayrı bir konu ama aynı iktidarın farklı ekonomi yönetimleri bu konuda temelden ayrışan görüşler dile getirdi.
Bütün aynıydı; ama detayda farklılıklar vardı.
Hâlâ başarı hikayesi anlatılıyor
Son yılların geçmişten çok ayrışan bir konusu da şu meşhur dezenflasyon uygulaması…
Mayıs 2023 itibarıyla yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 40’tı. Yeni ekonomi yönetimi bu düzeyde bir enflasyon devraldı. Maliye Bakanı Şimşek’in ilk mesajı, hem de eski Bakan Nebati’nin yanında dile getirdiği ilk mesajı neydi?
“Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır.”
Bu sözün anlamı açıktı. Demek ki daha önceki uygulamalar rasyonel değildi.
Peki rasyonel uygulamalara dönüldü mü ya da dönüldüyse bunu temel amaç olan enflasyondan anlayabilir muyuz?
Aradan üç yılı aşan bir dönem geçti, tam üç yıl. Sonuç? Yüzde 40’ta devralınan enflasyon en son durumda yüzde 31,75 düzeyinde. Arada........
