Neden resme bakarız?
EK Dergi Sergisi Açılış Konuşması, 16.04.2024
Neden bir resme bakarız? Ressam neyi görür de resmeder?
Platon düşmandı sanatın ortaya konmasına; özellikle Sokrates’in infazını sağlayan şikâyeti bir sanatçı yapmıştı: Sokrates’in, “gençliği baştan çıkarmak ve ülkenin tanrıları yerine başka bir tanrı koymak” suçlamasıyla mahkemeye verilmesi ve jüri tarafından baldıran zehri içmek suretiyle idama mahkûm edilmesi bir sanatçının marifetidir. Platon sanatçıya düşmanlıkla, ağzından konuştuğu Sokrates’in hıncını almaktadır. Kuşkusuz sadece bu değildir Platon’un sanatçıya karşı konulmaz düşmanlığı. Bu dünya zaten bir başka ideal dünyanın kopyası olduğundan, sanatçı da kopyanın kopyasını yapmaktadır: Mimesisin mimesisi. Bir de üçüncü bir düşmanlığı vardır ki sanatı, işte bu düşmanlığı, güçlü bir düşman yapmaktadır: Sanatçı masal anlatırken, mimetik betimleme yaparken o kadar güçlüdür ki, ne din bırakır ne ahlak. Devlet’in oluşunu sağlayacak olan ise bu iki şeydir Platon’a göre. Dolayısıyla sanatçılar Devlet’ten men edilmelidir. Bilgi satan sofistlere düşman olduğu kadar, taklit yapan (mimesis) sanatçılara da düşmandır Platon.
Platon’a göre: “gerçek sessiz ve ağırbaşlıdır, idealde yaşar. İroni (Freud’un “espirisi”) ve dolaylı ima (mimesis), gerçekle teması engellediği için sanat bu nedenle diyalektiğin de düşmanıdır. Sanat yaşamın bütünü üzerine eğilip kafa yorması gereken zekâyı yalnızca bir noktada toplayarak sınırlandırır. Sanatın çok azı iyidir ve bu da tehlikelidir. Sanat temiz bir insanı bile, kendini tanıma konusunda aldatır. Yine sanat katharsisin (arınmanın) doğasını bile çarpıtır.” Murdoch, Platon’un sanat üzerine nasıl baktığını özetlediği bu açıklamalarından sonra “sanatın yozlaşmış bir anamnesis gerçekleştirdiğini ve anımsanan şeyin sadece bir gölge olduğunu” da ekler. Anamsesis ise açıkça ezberlenmiş enformasyondur. Yani bilgidir. Yani bilinçaltıdır.
Platon resme de uzak durur ancak, Phaidros diyaloğunda resmeder doğayı. Nerdeyse fırça darbelerinin sözcük olarak anlatımıdır yaptığı. Lysias’ın yanına gitmek üzere Sokrates’e eşlik eden Phaidros yolların güzelliğiyle nefes kesen bir doğa tanımlar. E. Cassierer’e göre en ince ayrıntıların bile dikkate alınarak betimlendiği bu kısım, “klasik doğa tasvirlerinde neredeyse eşi olmayan bir cazibe ve rayihaya sahiptir.” Aslında Platon, sanata değil, sanatçıya karşıdır. İronik olarak, Devlet’te, iyi eğitilmiş sanatçıların bekçilere güzel örnek olabileceklerini belirtir. “Devlet sanatçısı” kavramı da buradan doğar. Tesadüf değil.
Platon tam bir süperego’dur.
Aristoteles, sanatı hocasının tersinden okur. Platon’daki çelişkilerin hiç biri yoktur Aristoteles’te. Ayrıca sanatı inceler, sanatçıyı değil. Onun en önem verdiği şey, insanın gündelik çatışma ve yoksulluklarından kurtulmasının yolunu açan bir “katharsistir”; yani arınma, temizlenme. Aynı günlük hayatta olduğu derecede şiddetli bir baskı ve bunalım Klaymeks’e eriştiği anda, güzel bir sanatla karşılaşırsa kişi, o kişi kathartik hale gelir, yani arınır, boşalır (orgasmus).
Aristoteles’e göre sanat özgürleştirir. Sanat içgörü sağlar. Nomos (kültür) ile phusis (psikoloji) arasında bir bağlantı oluşturur. O da hocası Platon gibi taklit olarak nitelendirir yapılanı: Mimesis. Fakat bu taklit, var olan ve derinlere gömülü bir gerçekliğin; Platon’un idealar dünyasında zannettiği bir doğal mükemmelliğin bu dünyada dışavurumudur. Her nedense Brecht hiç sevmez Aristotales’i. Epik tiyatro Aristotalesçi “katharsis” kavramına düşmandır. Nedeni ise, Brecht’e göre, zamansız boşalma........
