Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
“Sisyphos’u gördüm korkunç işkenceler çekerken: Yakalamış iki avcuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına tam bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisingeri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı tekmil kaslarını gere gere, kopan toz toprak habire aşarken başının üstünden, o da habire itiyordu kayayı, kan ter içinde.”[1]
Odysseus ölüler ülkesinde Sisyphos’u gördüğünde onu bu sözlerle ifade ediyordu. Sonsuzluk içinde, tam tepeye ulaşacakken yeniden aşağı yuvarlanan bir kayayı tepeye doğru sürüklemeye mahkûm edilen bir adamdı Sisyphos. Sonsuzluk içindeki bu döngüde saklıydı onun cezası, aynı hareketin sonsuz tekrarındaydı. Çünkü her başlangıçta bir sona, her sonda ise bir başlangıcın dönüşüne mahkûm edilmişti. Odysseus’un Sisyphos’ta gördüğü “korkunç işkence” neydi? O büyük çabasının nihayete ermeyeceği bu sonsuz döngü müydü? Peki Odysseus kimdi? İthake’nin kralı mı? Troya Savaşı’nın meşhur oyunbaz kahramanı mı? Evine dönmeye çalışan bir savaşçı mı? Dönüş yolunda tanrılar karşısında oradan oraya savrulan çaresiz bir insan mı? Yoksa yolculuğu boyunca bazen bir hiç kimseye, bazen bir dilenciye dönüşen ve her seferinde kendisini yeniden bulmak zorunda kalan biri mi? Aslında bu kimliklerin ötesinde sürekli yolda olan bir insandı ve acılı sözlerle ifade ettiği Sisyphos’un cezasında kendi yolculuğunun görüntüsü vardır. Çünkü Sisyphos’un sürekli olarak tepeye sürüklediği kaya Odysseus’un bitmeyen yolculuğunu andırır. Odysseus yol boyunca vardığı her durakta aslında bir başlangıçla yeniden yola çıkan biridir. Nitekim Sisyphos’un kayası gibidir Odysseus’un varlığı. Varmaya çalıştığı yer ise her başlangıçta yeniden kurmaya çalıştığı bir kendiliktir bir nevi. Bu başlangıçlarda ise tıpkı Sisyphos’un kayası gibi kendisini taşımaktadır. Bu yolculukta yola çıkar, mücadele eder ve kendi varlığını üstlenir.
Biri bir tepede diğeri ise denizde sürekli bir çabanın içindedir. Peki bu bir kader midir, yoksa bir ceza mı? Odysseus ve Sisyphos tanrıların ellerindeki bir kaderin mahkûmları mıdır? Odysseus’un başına gelenler tanrıların eseri midir? Odysseia’nın başlarında Zeus’un ölümsüzlere yönelttiği sözler aslında bu soruların cevabı niteliğindedir: “Ne diye insanlar tanrılardan bilir birçok şeyi! Sanırlar bütün belalar bizden gelir, oysa kaderin dışında acı yığar başlarına kendi kendileri, kendi taşkınlıkları […]”[2] İnsanların başlarına gelen kötülüklerden tanrıları sorumlu tuttuklarını, oysa kendi taşkınlıklarıyla acılarını kendilerinin çoğalttığını söyler Zeus. Bu açıdan Odysseus’un yolculuğu........
