Eğitim ve istihdamda yeni arayışlar! (1)
En önemli küresel sorunlardan birisi de işsizlik. Sadece gençleri değil yetişkinleri de, emeklileri de etkiler hale geldi. Doğum oranının düşmesi, evlilik ve çocuk yapma yaşının ötelenmesi ve daha pek sorunun kaynağı giderek artan işsizlik! Çare? Zor ama imkansız değil!
İşsizliğin azalması için öncelikle meslek yelpazesinin güncellenmesi ve geliştirilmesi, her alanda üretimin artması, hizmet sektörünün ciddiye alınması, eğitimde ve üretimde kalitenin yükselmesi, yüksek katma değerli ürünlere yönelik ARGE faaliyetlerine ve bilimsel araştırmalara öncelik verilmesi, istihdam odaklı insan gücü planlaması ve bu doğrultuda eğitim, erken mesleki yönlendirme, kalifiye insan gücünün diplomayla değil ilgi, bireysel ilgi, yetenek, beceri ve hayaller doğrultusunda uygulamalı eğitimle sağlanması ve en önemlisi de öğretim kurumlarının, kursların ve sınavların “oyalama merkezi”, “öğütme sistemi”, “ucuz iş gücü” gibi önyargılardan ve onları yaratan uygulamalardan kurtarılması gerekiyor…
Örneğin daha önce de defalarca dile getirdiğimiz gibi sınav ve diploma odaklı eğitim için ayrılan kaynaklar istihdam için harcanamaz mı? Dershaneler en çok ihtiyaç duyulan alanlarda modüler uygulamalı eğitim meslek kurslarına dönüşmez mi?
Gençleri sevmek onlar için çözüm üretmekten geçer.
Milyonlarca diplomalı işsiz varken hala umut tacirliği yapmanın kime ne yararı var?
Başta Almanya olmak üzere pek çok ülkede olduğu gibi sınavlar için değil de gençlere yönelik istihdam garantili meslek kursları açılamaz mı?
Dershaneler planlı, programlı ve çok kontrollü bir şekilde böylesi kurslara dönüştürülerek kaynak, zaman ve hayal israfının önüne geçilemez mi?
Gençler işsizlikten kırılırken, işverenler kalifiye eleman sıkıntısından yakınırken hem kurslar hem de öğretim kurumları böylesi bir yeniden yapılanma içerisine giremezler mi?..
Kaynak, zaman ve hayal israfı!
Eğitime ayrılan ve zaten yetersiz olan kaynakların çok önemli bir bölümünü son 50 yıldır dershanelere harcıyoruz.
Heba olan sadece para mı?
Çocuklar çocukluğunu, gençler gençliğini yaşayamadı, yaşayamıyor.
Ebeveynler........
