“İyi okul var mı?”
25 yıllık bir İngilizce öğretmenimiz, “İyi okul var mı?” diye sormuş ve kendisine göre iyi bir okul nasıl olmalı sorusunun cevabını da vermiş. Peki iyi okuldan anladığımız ne, beklentilerimiz neler?
”İyi okul yoktur, iyi öğrenciler vardır” diyenler kadar “Önemli olan iyi okul değil doğru okul” vurgusu yapanlar da çok.Okulları LGS, YKS’deki performansına göre değerlendirenler ise hiç azımsanmayacak kadar fazla.
Pedagojik anlamda bakıldığında ise “iyi bir okul” diyebilmek için pek çok bileşenin bir arada bulunması gerekiyor ki onların tümünü yerine getireni de zor bulursunuz.
“İyi bir okul kriterleri neler olmalı?” sorusuna geçmeden önce isterseniz gelin öğretmenimizin bu yöndeki değerlendirmesine bir göz atalım
İyi okul = Disiplin+Aktif öğrenme
“Ben, mesleğinin 25. yılında bir İngilizce öğretmeniyim.Düşüncelerimi yazma gereği duydum ve sizinle paylaşmak istedim? Okursanız sevinirim.
Bir okulun iyi olması iki şeye bağlıdır.
Öğrenciler okul ve sınıf kurallarını benimser. Öğretmenlerine saygılıdır, arkadaşlarına naziktir. Kurallara uymadığında sonuçları olacağını bilir. Sınıf öğretmeni, ders öğretmenleri, rehber öğretmenler ve okul idaresi disiplini kontrol eder. Sağlıklı ve güvenli bir öğrenme ortamı disipline bağlıdır. Yoksa problemler büyürde büyür. Her an kötü bir şey yaşanabilir.
Öğrenciler derse aktif bir şekilde katılır. Yaparak öğrenir. Arkadaşlarıyla etkileşim halinde çalışır. Öğrenmek öğrencinin sorumluluğudur. Öğretmenin görevi ona sağlıklı ve etkili bir öğrenme ortamı sağlamaktır. Aktif öğretimde hiçbir şey şansa bırakılmaz. Öğrenmeyen öğrenci kalmaz, çünkü çocuk okula sınıfta oturup ders dinlemeye değil iş yapmaya gelir.
Bu neden başarılamıyor?
İyi okul iki şeye bağlı: disiplin ve aktif öğretim. Peki, okulda bunun baş sorumlusu kim? Ya da o böyle bir sorumluluğu olduğunu biliyor mu? Yoksa okul idaresi dediğimiz müdür ve yardımcıları resmi işler, prosedürler ve kırtasiye işleri dışında eğitim öğretimi oluruna mı bırakıyor? Şöyle mi diyorlar acaba? Görmezden geldiğin sürece sorun yoktur. Öğretmen başının çaresine baksın...
Eğer okul idaresinin işi başından aşkınsa ve bu işleri idare edemiyorsa okullara koordinatör tayin edilsin. Bu kişi öğretmenlerle toplantılar, seminerler yapsın, zaman zaman derslere katılsın, rehberlik servisini daha etkin hale getirsin. Okulda eğitim ortamını olumsuz etkileyen şeyleri tespit etsin, eğitim öğretimin paydaşlarıyla tedbir alsın. Okulda disiplinin hüküm sürdüğünden derslerin aktif öğretim ilkelerine uygun işlendiğinde emin olsun.
Ama koordinatör de neymiş canım, neden çıktı derseniz bu sorumluluğu okul idaresine yükleyin, bu işin başı okul müdürü olsun. Müdür bey medyada haber niteliği olacak havalı proje ve etkinliklerle ilgileniyor ama biraz da okul koridorlarında gezsin, sınıflara girip çıksın. Sorun görsün biraz.
Şikayetler ve Sorunlar
Sürekli şikayet var, olumsuz haberler var. Mağdur öğrenciler ve öğretmenler var. Sorunların kaynağında iki şey var. Disiplin zayıf. Okulda küfür var, zorbalık var, saygısızlık var. Eğitim öğretim halen öğretmen merkezli. Öğrenci çoğu zaman pasif. Hiçbir şey öğrenmeden okula gidip gelen çocuklar var. Başı ağrıyan öğretmenler, üzgün veliler var.
Devlet okulu olsun, özel okul olsun, soruyorum: İyi okul var mı? Okulunuzda disiplin var mı, aktif öğretim var mı? Bu işlerin bir sorumlusu var mı? Oluruna mı bırakmayınız…”
İyi bir okul kriterleri?
Eğitimden ve öğretim kurumlarından beklentiler ülkeden ülkeye, veliden veliye, öğrenciden öğrenciye, öğretmenden öğretmene değişir. Tıpkı başta öğretmen olmak üzere eğitimin diğer paydaşlarından beklendiği gibi…
Hocamıza göre en doğru formül olan İyi okul = Disiplin+Aktif öğrenme sizce de doğru mu? Eksikleri yok mu? Tüm öğrencilere aynı formülü uygulamak doğru mu?..
Benzeri sorular uzar gider ve kimimiz için doğru olan, bir başkası için gereksiz ayrıtı olarak görülebilir.
Bu yüzden ortak noktalar bulunabilir ama “iyi bir okul”dan beklentilerin tümüyle örtüşmesini beklemek hayal olmanın ötesine geçemez!
Peki bu noktada iyi okul kriterleri beklentiler doğrultusunda mı inşa edilmeli yoksa pedagojik ve yasal çerçevede mi şekillenmeli.
Bireysel hak ve özgürlükler ile bireysel ilgi, yetenek, beceri ve hayaller mi öne çıkmalı yoksa herkese aynı eğitim mi verilmeli?
Önceliğimiz sınav şampiyonları yetiştirmek mi olmalı yoksa iyi insan, iyi yurttaş yetiştirmek mi?
Mesleki eğitim veren okullar mı daha iyi ve daha önemli akademik eğitim verenler mi?
Yatılı okullar mı tercih edilmeli, gündüzlü okullar mı?
Yabancı dille eğitim yapan okullar mı yoksa Türkçe eğitim yapanlar mı?
En iyi öğrenciler en saygılı olanlar mı yoksa en çok sorgulayanlar mı?
Özeller mi, devletler mi? diye başlayan daha yüzlerce soru sıralanabilir ve hepsi de çok önemlidir. Yani eğitimi, eğitim kurumlarını ve eğitimcileri dar bir çerçeveye sıkıştırıp ona göre derecelendirmek asla kabul edilemez…
Keşke tüm bu ayrıntıları daha çok araştırıyor, sorguluyor ve irdeliyor olabilsek…
