menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yakup Karbuz yazdı: Bir insanı sevmekle başlayacak her şey

4 0
thursday

Canlı Yayın Tekrarları

Popüler Kültür Tiyatro Sinema Müzik

Yakup Karbuz yazdı: Bir insanı sevmekle başlayacak her şey

YK Yakup Karbuz · 3 Eylül 2026 • 5 Dakika 5 Saniye · 0 yorum

Bir insanı sevmekle başlayacak her şey

Neden yazarız? Yazmak neyi değiştirir? Yazmanın amacı bir şeyleri değiştirmek midir? Aydın, yaşadığı coğrafya ve zamana dair güçlü bir söz söylemiyorsa “aydın” ya da entelektüel olarak değerlendirilebilir mi?

Bu sorulara tek tek yanıt verecek olsak, ‘pekâlâ mümkün olabilir’ sonucuna varabiliriz belki de. İlk sorular ise onlara daha varoluşsal bir yerden bakarak yanıt vermeyi gerektirir. Ben sondan başlayarak ilk soruların yanıtına ulaşmaya çalışacağım.

Edebiyatın, özellikle baskı dönemlerinde daha nitelikli eserleri okurlarla buluşturduğu genel bir kabul görür. Bu dönemler, yazarı yeni anlatım biçimleri bulmaya zorlar. Açık diktatörlük zamanlarında bu mümkün değildir elbette. Yazdığınız an da kendinizi ya zindanda ya da sürgünde bulursunuz. Gönüllü olarak sürgünü seçen aydınlar, yazarak yine direnmeye devam ederler.

Fakat yazdıkları hayatı değiştirecek midir?

Tek başına hiçbir metnin, hayatı ve içindeki çirkinlikleri değiştirecek gücü olduğunu düşünmüyorum. Buna karşın yazılar ve sesler çoğaldıkça bir süre sonra önemli bir etki alanı yarattığına ve değişimin kapısını açtığına da inanıyorum. Her yazan kişi, yaşadığı kentten başlayarak ülkesine, daha sonra tüm yeryüzüne ve evrene karşı da sorumlu olmalıdır kanımca.

Ben Trabzon’da yaşıyorum. Bugüne kadar ürettiklerim, yazdıklarım, yaptığım işlerle yukarıda bahsettiğim anlamda sorumluluklarımı yerine getirdiğime inanıyorum. Ancak bu sıralar iki can alıcı konu yaşanıyor kentte. Birisi Trabzon Sanatevi’nin sanatçıların elinden alınmak istenmesi, diğeri de Trabzonspor-Amedspor karşılaşması öncesi, sırası ve sonrasında yaşananlar.

Son iki mesele birbiriyle iç içe geçmiş durumda. Kentte yaşayan aydınlar ilki için ses çıkarsa da ikincisi karşısında suskun. ‘Yukarı tükürsem sakal, aşağı tükürsem bıyık’ ikilemi arasında görünmez olmayı seçiyorlar.

Bu görünmezlik, aslında korunaklı bir alan yaratsa da tüm gözlerin kente çevrildiği bu dönemlerde şehrin “ırkçı insanların yaşadığı yer” olarak kodlanmasına istemeden de olsa bir katkı veriyor. Suskunluk, dışarıdan bakıldığında ya kabul etmek ya da önemsememek gibi okunuyor.

Ben de çok korkuyorum.

Her an yolumuzu kesebilecek, üstelik meseleyi yol kesmekle sınırlamayıp bize gerçekten zarar verebilecek insanlar var. Bu korkular ve paranoyaların bir sınırı yok.

Sosyal medyada konuya ilişkin yazdığım yazıya yakın çevrem ve kentte yaşayan hiç kimseden olumsuz tek bir yanıt gelmedi. Irkçı insanların kaba sözlerinin bir şehre mal edilemeyeceğini yazmıştım ve Kürtlere karşı sarf edilen o sözleri, aklı başında hiç kimsenin kabul edemeyeceğini de.

Pek çok kişi bir futbol karşılaşması yüzünden insanların birbirlerine........

© Edebiyat Burada