menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ANADOLU MÜZİĞİNİN ŞİMDİLİK SON ENDEMİK SANATÇISI: EMRE FEL

8 0
18.03.2025

İcracısı çok da şu müzik sanatının, söz dizen, beste üreten emekçisi yok denecek kadar az sanıyorum. Öyle ya, yok denecek kadar az! Hele ki, bu sayıdan, emelleri yalnızca “yaz için şarkı patlatmak” olanları da çıkardık mı geriye iki üç elin parmakları kadar bir sanatçı grubu ya kalıyor ya kalmıyor. Emre Fel, bu kalanlardan işte!

Bir anda mı tanıdım Emre Fel’i? Yo, hayır, yavaş yavaş çalındı kulağıma. Hatta “yavaş yavaş girdi kanıma” desem daha da yeri sanki. Bakıyorum, sanatın ve şöhretin şu dikenli basamaklarını da benzer bir şekilde tırmanmış gibi bir hâl seziyorum ondan. Yavaş yavaş, ağır ağır, hani o meşhur şiirindeki gibi Haşim’in: “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden”…

Allah’tan önü sıra çıkan ağabeyleri olmuş da o basamakları, onlara nispeten ve fakat yine onlardan devraldıklarıyla daha bir öz güvenle tırmanıyor Emre Fel. Saçlarını yine onlara nispeten daha bir özgürce savuruyor, mikrofonunu yine o ağabeylerine nazaran daha bir sıkı ve daha bir sert tutuyor sanki. Barış Manço’dan, Cem Karaca’dan, Erkin Koray’dan, Murat Kekilli’den, Barış Akarsu’dan ve hatta yeri geliyor kendinden bile…

Fark edilirse, saydığım bu isimlerin hepsi de, en az sanatlarıyla olduğu kadar, uzun saçlarıyla da bir döneme damga vurmuş isimler. Pekâlâ, bir tesadüf olabilir mi bu? Yine hepsinin birden “Anadolu rock” türünün en başarılı isimleri oldukları düşünülünce ortadaki bu uzun saç perdesi bir anlığına kalkıveriyor ortadan. Ama herkesin yan yana, gelişigüzel dizilmiş bir hâlde göründüğü bu sahnede, Emre Fel’in Barış Manço’ya ama özellikle Barış Manço’ya yakın durmayı tercih ettiği de gözlerden kaçmıyor!

Gerçi bir şölen havası estirdiği o coşkulu sahnelerinde de belli etmiyor değil bunu. Kendisini canlı olarak seyredebildiğim ilk ve şimdilik son konserinde fark etmiştim ki, dinleyenlerine selam verirken bile eğilmediği kadar, Barış Manço’nun o muhteşem “Gülpembe” şarkısını söylerken........

© Edebiyat Burada