menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Can Eseler yazdı: Schadenfreude: Bazen Bize Sunulan Şerbet Başkalarını Ekşitir

22 0
11.06.2025

Tiffany Watt Smith’in kaleme aldığı ilginç bir kitap Schadenfreude. Adını telaffuz etmek biraz güç, ama duygunun kendisi çocuklukta sabah akşam pratik yaptığımız bir meziyet: Schadenfreude. Bir Alman icadı. Zaten kötü hislerin rafine hali genelde onlardan çıkar. Bizdeki karşılığı: Oh olsun. Küçükken mahallenin şımarık çocuğu düşüp dizini kanatınca gülümsedik. Çünkü o hak etmişti. Okulda en çalışkan öğrenci bir sınavdan düşük alınca içimizden bir mis çektik, çünkü o kibirliydi. Komşunun oğlu işsiz kalınca içimiz ferahladı, çünkü babası biraz fazla böbürleniyordu.

Sonra büyüdük. Bu hissin bir adı olduğunu öğrendik. Modern psikoloji sağ olsun, ayıplanacak her duyguya şiirsel bir isim verdi de içimiz rahat etti. Ama mesele şu ki, Başkasının düşüşüne gülen insan, içten içe kendi yükselemeyeceğini kabul etmiş demektir. Schadenfreude, içi boş bir kahkahadır. Dıştan sağlam görünür, ama dişleri çürüktür. Çünkü bu duygu, sadece başkasının felaketine yaslanarak ayakta durabilenlerin sığınağıdır. Sığınaktır ama huzur vermez, daha çok rutubet yapar içten içe.

Şöyle bir durum var: Haset edene acırsın, çünkü imrenmiştir. Ama Schadenfreude sahibinden korkarsın. Çünkü o, kötülüğü dilemekle kalmaz, onun sahneye çıkmasını bekler. Alkışlayacak kadar heveslidir. Bir gün biri düşer. Belki sen. En gaddar kahkaha, seninle ekmek bölüşen birinin ağzından gelir. İşte o gün, bu yazı da dâhil olmak üzere tüm nasihatlerin ne kadar geç kaldığını hissedersin.

Ama yine de çok geç olmayabilir. Bir umut.

Bu umut etme hali nihayetinde yaptığı şeyin ne düzeye varabileceğinin farkında olanlar için bir umudu besler. Çünkü iyi olmak, kötücül duygulardan arınmakta bir karardır. Schadenfreude öncesinde o niyete sahip olmayanlar için, tam bir mayınlı alan olarak karışımızda duruyor.

İçimizdeki Küçük Haset: Schadenfreude’nin Akrabası

Hasetle başlayan her hikâye, önce içimizi sızlatır, sonra başkasının hayatına yönelmiş bir bakışla sürer. “Neden onun var da benim yok?” sorusuyla başlar, “Umarım onun da olmaz.” duasıyla biter. Schadenfreude ise bu duanın kabul olmuş hâlidir. Çatı bir kötücül düşünce, iç gıcık eden bir duygudur.

Haset gizlidir, üstü örtülüdür. Utanılacak bir histir. İnsan çoğu........

© Edebiyat Burada